Gece Kaldırım Koltuk Ve Ben

Tünemiş bir ruh, kahırlanan gece, çığlık çığlığa yanan sokak lambasi. Bir korku filminden fırlamış sanki. Bir bitiş olmalı sanırım bu resim, bir kaybın hikâyesi...Bir hüzün yatıyor sanki her yerden fırlamaya hazir. Kendimi burada nasıl buldum? Buraya nasıl geldim? hatirlayamiyorum. izledigim tüm korku filmleri geliyor aklima." Kesin bir uyarı olmalı buralarda 'yaklaşmayın' yazan bir tabela " diyorum yüksek sesle içimden. Ayakkabilarimdan çıkan keskin, ritmik ve giderek uzaklaşan bir melodi. Garibime gidiyor. Sanki ben yürüdükçe kendimden uzaklaşıyorum. Birden bire her yeri kaplayan beyaz , bembeyaz yapışkan bir buhran sarıyor geceyi. Tünemiş ve hareketsiz ruhtan uzaklaşırken garip, ürkütücü giderek artan bir ses gecenin başka köşesinden yükseliyor ;gacırdayan bir kalp sesi bu sanki suratıma çarpan. Canımı yakıyor birden irkiliyorum... Sonra sessizlik yine bir karabasan. Yürüyorum, ayakkabılar  ah ayakkabılar yine is başında sonsuz sessizliği bozan. Bir levha daha. 'YAKLASMAYIN,AYAKKABILARINIZI TERS ÇEVİRİN' 

benim ayakkabilarsa sanki inadina inadina devam. Dalın üzerinde bana bakan iki tane göz. Bakışları ayakabılarımda. Ürperen tüylerim birsey söylemek ister gibi. Bedenim , ayakkabıların tersine çekse de beni, yol yine dikine dikine , bende yine inadina devam. 

Bir tabela daha

'KENDİNLE YÜZLEŞMEK,KENDINI FEDA ETMEKTIR.YAKLASMAYIN'

Alınan önlemler boşa, yapılan tüm uyarı anonsları boşa. Yayini kesip arada beliren korkutucu resimler boşa hepsi boşa...ayakkabılar geri dönememek için tasarlanmış sanki. 

Çığlık atan sokak lambasına yaklastim,artik işigi yüzümde hissediyorum. Tam altında bir koltuk kaldırıma gömülmüş sanki. Üzerinde biri var. Oda koltuğa gömülmüş.Gece,  kaldırım,koltuk, insan birbirine kenetlenmiş...dallar büyümüş ,sarılmış ve kenetlenmiş dallar, her yerlerinden birbirlerine baganmis.korkudan titrerken tek düşündüğüm yüzü nerde peki kadının? yuzude mi ağaç olmuş? Ne zamandır burada? Nasıl bu hale gelmiş?halen nasıl yaşıyor???halen  ciğerleri nasil bir yukarı bir aşağı hareket ettirecek gücü buluyor kemiklerini??Parmagi...parmagindaki benim yüzüğüm...bu yüz,  bu yüz tanıdık...bu yüz benim mi?????

iste film şeridi kısmi devrede. Tonlarca görüntü üstümde,gözümde,beynimde,icimde...biri tüm damarlarımı ellerinde sıkıştırıyor sanki. Gözlerimden yaşlar kaçışıveriyor tüm hızlarıyla. Kendim, kendime bakarken en son ayakkabılarım terkedip gidiveriyor beni , buz gibi kaldirimda.  Gece, kaldirim,koltuk ve BEN. Ayrılamayacak kadar birbirine gömülmüş. Hadsiz bir hareketle kendimi kurtarmak isterken elimde kalıyor en küçük parmagim. Koltukta kan yok ama elimdeki parmak sürekli kaniyor,kaniyor,kaniyor,kaniyor....ve ben sadece bakıyorum öylece  kendime bakıyorum....

Kopuşmuş bir kafa derisine iliştirilmiş, üzeri çizilmiş, yıpranmış saç telleri. içinde haritalar oluşturmuş, kuytulu, köseli ,buruşmuş bir ten. çivileri paslanmış, boruları akıtan organlar...ölümüne titrese de avcunda sımsıkı ufak bir kâğıt parçası tutan bir el. Boşluğa dalıp gitmekten yuvasından fırlayacakmış gibi duran bir cift göz. 

Titrek el , beyaz çiziklerini okşa, paslanmış akan damarlarında kalan son damlayı kullan,sımsıkı tuttuğun kâğıdı aç ve fırladı fırlayacak gözüne yaklaştır ve oku. Ne mesaj bırakmış sana senden kalan....

"CANLANDIRMAYIN...ÖLMÜŞ RUHUN DÖNÜŞÜ YINE SONUNUN BAŞLANGICI..."

Menekşe Ulcay

Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış