Hayatın Kuralı

İyiyi yaşatmadan kötüyü, kötüyü yaşatmadan iyiyi tattırmaz hayat.

Güzel giden bir şey varsa korkacaktın. Korkmalıydın, seni kötü şeyler bekliyordu çünkü. Mutluysan üzülecektin bir yerden sonra, gülüyorsan ağlayacaktın. Ya da tam tersi işte. Bildim bileli bu böyleydi ve böyle olacaktı. 

Bir kez kırıldımı hislerin, kolay kolay çıkartamazdın kırıntılarını kanattığı avuçlarının içinden çünkü. Kanardı, oluk oluk kan sızardı, durduramazdın. Avuçiçlerine sardığın damardan iplerin bir yerden sonra kopardı. Kendini kendinle iyileştirmeye kalkardın, bilirsin ki sana bir el uzandı mı geri çevirmek zorundaydın. Ya o gün tuttun diyelim, başka bir gün onun yerini kaplayan boşluğuna düşersin. Debelenir durursun hiçliğin içinde hissizce. 

Tek başınasındır yine...

O hiçliğin içinde, hiçlikle boğulurken kimse yoktur yanında. Senden gitmesin diye gitmediklerin sadece dururlardı. Ne bir adım ileriye ne bir adım geriye... Senden gelmeyecekse o ilk, sana gelecek hiçbir adım yoktu.

Kimseye bağlanmayayım diye yalnızlığı kabul etsen bile, yalnızlığın hançerine dönersin sırtını bu kez. Sağdan vurur, soldan vurur. Hançerin ucu etini sıyırıp içine geçer, derin yaralar açar, oradan da kanarsın. En azından birinin sırtımdan bıçaklamasından iyidir desen bile her hançer darbesinde yüzünün aldığı şekil, sırtında hissettiği o akıl almaz acı seni pes etmeye zorlar.

Sevdiklerinden uzak durma imtihanın yalnızlığa dönüştümü ruhunda açılan yaralar çok derin olur. Her seferinde kendinden parçalarla kapatmaya çalışsan; senden geriye bir şey kalmazdı. Bu artık yolun sonuna sürüne sürüne gidiyorsun demekti.

Bitti!

Senin için hayat bitti. Yolun sonuna sürüne sürüne ulaştın. İyiyi yaşadın, sıra kötüde. Fiziksel anlamda hiçbir şey yaşamamış olsan da ruhun komaya girmiştir. Bilirsin komaya girenlerin çoğu güçsüz olurlardı, geri dönemezlerdi.

Bize zamanla dertlerin biteceğini, kötü olan her şeyin geçeceğini, zamanın bir ilaç olduğundan bahsederlerdi. Zaman belki birçok şeye ilaçtı fakat her şeye değildi. Sonuçta ilacın fazlası da bir yerden sonra zehire dönerdi.

Zaman tik tak, tik tak diyerek işleteceği sürece kendini, ömrün boyunca ruhunun bir tarafları hep çürüyecekti.

Çünkü bu böyleydi ve böyle de olacaktı...

Leyza Karaboğa

Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış