Hey gidi yıllar hey

Ankara'nın varoş bir semtimiydi yoksa orta tabaka sınıfının yaşadığı bir mahallemiydi bilinmez ama boydan boya kestiği bir bağlar caddesi vardıki &#59; doğuya bakan tarafı bağ ve bahçelerle dolu gecekondu bölgesi batısına baktığında ise memur sınıfının çoğunlukta yaşadığı apartmalar dizesi.

Fakat tekbir şey vardı önceden planlanmış kimler tarafından ne zaman yapıldığını bilmediğimiz sokak isimleri vardı . Seyran bağlarında oturanların çoğu bunun farkına bile varamamıştır. Sokakların hepsinin ismi ‘'b'' harfiyle başlar : bağlar caddesi , bülbül deresi caddesi , ballıbaba sokak , başçavuş sokak ,beyaz gül sokak , bilir sokak ,billur sokak , belli gün sokak , başak sokak , ve hatta bu seyran bağları ile sınırlıda kalmaz küçük Esat ve Kavaklıdere ye doğruda devam eder . bülten sokak , büklüm sokak ,büyükelçi sokak , bestekar sokak , balo sokak, bisiklet sokak , bardacık sokak şu an aklıma gelenler sadece , bide karşı tepe vardı bağcılar ve sağ tarafa baktığındada büyük Esat semtleri. Yıllar önce ordan ayrılmış ve izmire taşınmıştım.

Bin dokuz yüz yetmiş yılının ilk çeyreğinin son günlerinde başçavuş sokakta bi oda bir ara mutfaktan ibaret apartmanlar arasına sıkışmış bir gecekonduda dünyaya gelmişim ama orayla ilgili anılarımı anlatacak durumda değilim tabiki. İki üç yaşında bir insanın ilerleyen yaşlarında ne gibi anıları olabilirde anlatabilirki. Tek iyi hatırladığım olay ordan taşındığımız tarihtir ki kıbrıs harbinin başladığı güne denk gelmektedir bağlar caddesinin doğu yakasında umut mahallesinde tek çatı altında iki ev barındıran büyük bir bağın yol kenarındaki iki oda bir ara ve mutfaktan ibaret eve taşındık . Evin önü yoldu ve asfaltla henüz tanışmamıştı toz toprak içinde heraraba geçişinde toz bulutunun sardığı hemen camlara koşup kapattığımız bir ev. Yan tarafında zamanla
oluşturduğumuz küçük bir bahçe sebze meyvemizi diker akşama kadar ilgilenirdik küçük bir bahçe ama bayağı bereketli bir bahçe bizi bırak konu komşuya bile yeterdi . Domates biber patlıcan fasülye marul maydonoz nane dereotu ne ararsan vardı bahçemizde .


Herkesin bahçesinde bir tandır ocak kimininki düzenli taş örme kimininki dört tuğla üzeri sac tan ibaret . birine ekmek yapılcak olsa yufka yapılcak olsa bütün mahallenin kadınları bir araya gelir hep beraber elbirliğiyle yaparlardı . tandırdan gelen koku sarardı bütün mahalleyi. Top oynayan çocuklar bile oyunu bırakır beklerdi bahçenin kenarında ilk çıkan yufkayı bir an önce sıcak sıcak kapıpta kuru kuruyada olsa bi dürüm yapıp yemek için . içi yavanda olsa bi tadı vardı hala damakta aradığımız un doğaldı bugünki gibi sunni değildi. Doğal harmanla taş değirmenden köylerimizden getirdiğimiz unla yapılırdıki değme yerken duyduğun hazzın keyfine.
Hiç kimsenin evinde televizyon telefon yoktu belkide buydu o zamanın şartlarında böylesine beraberlik ve dayanışma içinde yaşamamızı sağlayan . evimizde sadece torsan marka üstü pikap altı kanal arama tuşları olan sağ ve solunda kocaman hopörleri olan bi radyo vardı onuda bozulcak diye babam her zaman açtırmazdı kendi açar haberleri dinler kapatırdı . ara sırada o evde yokken kurcalar dururdum kanalları karıştırırdım her akşam geldiğinde yinemi karıştırdınız bu radyoyu bozcaksınız birgünde der durur sonra geçer başına ayarlar otururdu. Gel zaman git zaman Esat caddesinde eski mahallemizde oturan yılmaz amcaların dükkanına gittik bi tane buzdolabı bir tanede ıttshoplorens marka bir televizyon aldık mahallede doğru dürüst kimsede yoktu bir iki ev hariç gerçi televizyonlardada bişey yoktu akşam sekizde istiklal marşı ile açılır on birde istiklal marşıyla kapanır tek bir trt kanalı okadar ama hem açılırken hemde kapanırken milli marşımız çalardı ve hazır ola geçer dinlerdik . zamanla yayınların saatleri uzadı bir iki kanal daha ilave ama her akşam komşularla beraberdik ya onlar bizde yada biz onlarda koskoca leğenlerle kısırlar yapılır muhabbetler hiç bitmezdi

Gel zaman git zaman okul yaşımız geldi en yakın gideceğim okul küçükesatta kavaklıdere ilokuluydu abimlerde orda okumuştu gittik annem kaydettirdi siyah önlük beyaz yakalı yıllar başlamıştı ne çok tembel nede çok çalışkan orta derecede ama çokta aktif olamadan geçen bir ilkokul yılları vardı .kar yağmur çamur demeden gittiğimiz okul yolları . diz boyu karda yağsa tatil nedir bilmeden giderdik şimdiki gibi kar tatilleri yoktu yağmurda sırılsıklam derse giredik bi yandan ders dinlerken bir yandanda cebimizden çıkardığımız mendille kurulanmaya çalışırdık. Ama hepside güzel ve keyifli birer anı olarak kaldı içimizde.

Şu vardıkı buhranlı sıkıntılı ve yokluklarla dolu yıllardı tüp için ekmek için yağ için sıralarda beklerdik birde istediğimiz kadarda vermezlerdi ama mutluyduk açta kalmıyorduk çok çalışan gecesini gündüzüne katan bir babamız vardı. Herne şartta olursa olsun bizim eksiğimizi bırakmayan bir babamız.

Bir varmış bir yokmuş....

Yıllar su gibi uçtu gitti.. Hey gidi günler hey
yüreğimde çilek tadında çocukluğum kaldı...

Nazlım Can

Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış