Mahkumun Ölümü

Boğazımda düğümlü demirden parmaklıklar
Görüyorum burada hapsedilmiş ömrümü
Kimler görür halimi kimler sesi mi duyar ?
Bir kederli mum gibi sessizce öldüğümü

Beyhude adımlarım sanki yabancı bana
Heyhat bu viranede hayatta bir ölüm bir
Gün küskün gece küskün acılarım bir yana
Çekiverir tenimi mahpus mezar değildir

Nasıl özgür sayılır bu zindan da adımlar
Yürümek taş avluda özgürlük bulmak için
Şimdi volta atıyor yerime kaldırımlar
Heyhat şu hür dünyada mahpus yaşamak niçin ?

Ne yalnızlık ne hüzün ne elem yıkar beni
Değil mi hür dünyada mahpus yatacak benim
Yıllardır öldürmeden bırakmadı gireni
Güneş değil ufukta şimdi batacak benim

Her yol oraya gider tek gerçek bu diyarda
Geçmez ölüm kul dönmez sel gibi ağlamakla
Mahpus hücrelerinde yada loş odalar da
Ettiğin duaları sonra kendine sakla

Nihayet tükenecek ömrümün saatleri
Geriye dönmez artık voltalar hep ileri
Dertli ranzam ben senden bir gün ayrılacağım

Sen dur kasvetli ömür kara zindan içinde
Mahkuma sonsuz hayat ölümün sevincinde
Ey sevgili boynuna koştum sarılacağım.

7.01.2019

k.a.gazioğlu

Aygün Tüfekçi

Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış