Ölüm

Karanlık tutarken garip gölgemi
Yelken açtı ufka giden son gemi
Sustum ve dinledim bakışlarımla
Seyrettim bir daha... Koca alemi
Harfsizdi cümleler binlerce mana
Veda ederken ben sessiz limana

Issız sokaklarda rüzgar ve soğuk
Menzilsiz yürümek belki yolculuk
Durdum ve dinledim yalnızlığımı
Dedi ki ‘Bu yollar, tükenmez çocuk...
Gözyaşları saklar yok olur izler
Bilmezsin ki bir sır bin sırrı gizler'

Sokak lambasına sığındı ruhum
Anladım her adım dipsiz uçurum
Ürktüm ve bekledim hiç gelmeyeni
Kaçarken zincirsiz firari uykum
Betondan mezarlık karşımda şehir
Fark ettim ki zaman en ağır zehir...

Kımıldayan dallar sevinci güzün
Göç etmiş tüm kuşlar göklerde hüzün
Sordum ve bekledim kaldırımlarda
Kaç var gelmesine diye gündüzün
Ayarsız saatler... Bir an bir asır
Kim der ki dakika bir asrı taşır

Hayaller uçuştu... Kanatsız umut
Dünya ki çivisiz, tahtasız tabut
Gördüm ve anladım gönül gözünde
Yazılmaz çizilmez sonsuza hudut
Başlangıç denilen en sona gebe
Rakamlara sığmaz bu muhasebe

Alacakaranlık... Evlerde ışık
Hayal ve gerçekler karmakarışık
Duydum ve anladım duyulmayanı
İnsan hep kendini saran sarmaşık
Meğer ömür renksiz şeffaf olukmuş
Doğumdan ölüme tek bir solukmuş

Ve sabah şu güneş tükenen uyku
Korkuyu yenermiş en büyük korku
Çözdüm ve çözüldüm fikir kabında
Varlık var ederken yoklukta yoku
‘Ölüm' dedi duydum dedi tek gerçek
‘Gerçeğe kanat vur şimdi gülerek'

Ahmet Demir

Yorumlar (1)