StartseitePoesieProsaForenNachrichtenBiografienNeuNeuSpieleNeuNeu
AnmeldenRegistrieren
Textauswahl des Tages·22. Oktober 2026
§
Textauswahl des Tages
Nİ

21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü

Nihat İlikcioğlu

Gazeteciler...

Text öffnen
§
Textauswahl von gestern
ET

İşgaliye Vergisi

Erhan Tığlı

“Sorma soruşturma, gündem oluşturma merkezinden geliyoruz. Size birkaç soru soracağız. Boş vaktiniz var mı?”\ “Pek boş vaktim yok ama sorun bakalım.”\ “Aşk hakk…

Text öffnen
01
Nr. 01 — Prosa

Neueste Texte von Mitgliedern

Frische Prosa aus der Community

Neueste Texte von Mitgliedern

İK

Çukurova Zor Zenaat

Geschichte

Yaz demek Çukurova’da fakir fukara için çalışmaktı, nafaka toplamak, rızık aramaktı.

İrfan Karabulut
AZ

Çöp Adam Cin Ali'den Nerelere

Geschichte

Biz ilkokula başladığımızda bize okumayı sevdiren Cin Ali vardı. Şimdilerde var mı bilmiyorum. Kulağımıza gelenlere göre yerine başkası geçmiş diyorlar. Resim d…

Ahmet Zeytinci
BK

Kolektif Kütle 30

Essay

Bu yüzden “mülk sahibi el” yer pratiği olmayan toplum dışı bir savla; “yerde meşru olmadık ne olup bitiyorsa; meşruiyetsizliğin tümünü göğe kaydırdı. Mülk sahib…

Bayram Kaya
DA

Gecenin Kuytusunda Bir Yankı

Essay

Yazarken dolup taşanlardan, dolup taşarken yazanlardan geliyorum. Kalemimin mürekkebi gecenin kuytusunda amaçsızca kol gezerken ben cümlelerimi yine övgü çamaşı…

Dilara Aksoy
RT

Vigeland’ın İlkgüzü

Essay

*Oslo’da eylülün son günü. Bisikletimle Vigeland Parkı’nın o heybetli dövme demir kapısının önündeyim. İkindi güneşi henüz şehri terk etmemiş. Direncinden taviz…

Rukiye Taşkın
Nİ

21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü

Essay

Gazeteciler...

Nihat İlikcioğlu
OA

Şanslı Kedi

Geschichte

Şansı yaver gitmeli bu hayatta.

Osman Açan
NK

Kör Şeytan

Geschichte

\ Kör Şeytanı 30 Nisan 2015 yılında kaleme almış, Milliyet Blog, radikal Blog ve yerel gazete, Hür Işık Gazetesinde yayımlamıştım.\ Bugün Milliyet Blog sayfasın…

Necati Kavlak
BB

Kimsem Yok Benim

Geschichte

\ Anam var babam var bacım var diye sevinme hasta olduğunda başına bir hal geldiğinde gelip başında duracaklar diye övünme sonra başını taşlara vurursun abim va…

Basri Bilgiç
UŞ

Herkes Bir Yerlere Koşuyor Bu Koşuş Nereye

Essay

“ İnsanoğlu bitmek tükenmek bilmeyen bir hırs ve telâş içinde koşarken, bastığı toprağın ve soluduğu nefesin farkına varamaz hale gelmiştir. Oysa hakiki akıl; nerede olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini idrak edip durması gereken yeri bilmektir.”

Uğur Şemen
NÖ

Aşktan Bir Fazlası

Essay

’’Ben varım ve buradayım’’ diye fısıldayana kadar kulağıma aşkın nağmesi, küllerin derdi olmaz sanırdım. Ne de olsa yanmıştı ve bitmişti… Bu, benim büyülenmiş d…

Nurettin Önder
ET

İşgaliye Vergisi

Geschichte

“Sorma soruşturma, gündem oluşturma merkezinden geliyoruz. Size birkaç soru soracağız. Boş vaktiniz var mı?”\ “Pek boş vaktim yok ama sorun bakalım.”\ “Aşk hakk…

Erhan Tığlı
ZA

İnsan Geride Ne Bırakır

Essay

İNSAN GERİDE NE BIRAKIR? Bir ömür yaşadım. Sevinçlerim, kırgınlıklarım, güvendiğim insanlar ve özlediğim günler oldu. Zaman zaman sustum, zaman zaman anlatmak i…

Zafer Ataygül
YB

Benim Hikayemi Kimse Bilmiyor

Geschichte

Yaşanmışlıkların, yarım kalmış hayallerin ve kimseye anlatılamayan acıların öyküsü...

Yusuf Bingül
CM

Rüzigâr Yeter

Essay

Ailemin tek rastafarisi benim….. Bir münzevinin yeryüzüne, özgürlüğe ve insan denilen o tuhaf mahlûkata dair gecikmiş itirafları…\ Ailemin tek Rastafarisi benim…

Can Maybull
MG

Profil Resmindeki Delikanlıya

Essay

18 yaşında yetimliğin ve karşılıksız bir hayalin gölgesinde hakikati arayan bir delikanlıya; 37 yaşından, nasip olmuş mutlu bir yuvanın ve geçmişe duyulan minnetin pencereli cevabıdır.

Mustafa Gündoğar
CE

Eve Dönmek

Essay

Eve dönmek özüne dönmek. Eve dönmek kendine dönmek. Eve dönmek yüreğine dönmek. Eve dönmek sezgilerine dönmek. Eve dönmek sevgiye dönmek.

Canca Eryaşar
EA

Zincir

Geschichte

"İnsan kendi içindeki kaosu düzenlemeye çalıştıkça, dışarıdaki dünyayı darmadağın eder. -nietzche"

Ebru Asya
MG

Ev Yaradır

Essay

Ben o eve nasıl gideceğim, dedim ve bir taşın daha ağıdını yutup anneme kendi ellerimle uzattım. Ev aynı ev. Sıvası, harcı ve içindekileri ama acısı ve yarası h…

Meral Gül
ST

Papatyalar ve Kitaplar

Geschichte

Kendi dünyasını yaratan küçük bir kız çocuğu, kitaplarıyla çok mutlu…

Sevgi Toprak
YK

Okumaya Nereden Başlayalım? Ve Neler Okuyalım?

Essay

Son zamanlarda kitaplarda olsun mektuplarda olsun her tarafta karşıma çıkan iki önemli soruyu sizlere de sormak isterim; Okumaya nereden başlayalım ve neler oku…

Yakup Köstekci
AY

Yeni Nesil Kimin Eseri

Essay

“Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözü, yalnızca öğretmene verilmiş bir görev değil, bir milletin geleceğini kimin…

Alparslan Yetik
UZ

Çürüdüğünü Bile Bile Aynı Koordinatta Durmak: Sıkışmışlık Hissi

Essay

''İnsan, durduğu yerin kendisi olmadığını anladığı gün özgürleşir.''

Uğur Zengin
MA

Çorbada Çürük Patates: Pazar Tezgahının Düşsel Çöküşü ve Patlıcanın Şuursuzca Kızarmama Sorunu

Essay

Pazar tezgahının kütle çekimser alanına giren özne, önce cüzdanındaki banknotların olmaması dalga dalga alamama fonksiyonunu çökerterek potansiyel varlığı nakdin olmaması somutluğa dönüştürür.

Mehmet Aluç
İA

Kıyıya Vuran Hatıralar

Essay

Bazı mekânların ruhu vardır.

İlknur Akdoğan
HK

Beni Yaratan Şahit

Essay

Her insanın içinde kimsenin bilmediği bir hikâye, dilinde saklı bir dua vardır. En güzel şahidimiz, bizi yaratan Rabbimizdir.

Hülya Korkmaz
BK

Kumanya listesi

Geschichte

Eski gelinlerin çilesi bitmez

Besti Koç
OB

Uyuyan Sınıf 19.Bölüm

Geschichte

UYUYAN SINIF “Sınıfta kalanların değil hayatta kalanların sınıfı 19.BÖLÜM YAZAN: OĞUZ BATIN Gece boyunca kimse uyuyamadı. Cumhuriyet Lisesi’nin altında gördükle…

Oğuz Batın
MY

İçimizdeki Yolcu Zaman

Essay

Zaman Zaman..

Med Yıldırım
KB

Baktığımız Şey Bize mi Ait

Essay

“Sanat, gördüğümüz şey midir; yoksa görmek zorunda kaldığımız şey mi?” En güzel sanat, boş bir kâğıda, boş bir duvara bakmaktır aslında. Her insanda farklı duyg…

Kadir Berk Başyeşil
03
Nr. 03 — Visuell

Illustrierte und Video-Texte

Prosa mit Bildern und Video erleben

Illustrierte und Video-Texte

Illustrierte Texte

Illustrierte Texte

Yaz demek Çukurova’da fakir fukara için çalışmaktı, nafaka toplamak, rızık aramaktı. Seksenli yıllara kadar gelmiş düzeni bozuk sistemi süre gelmiş alışkanlığını bir türlü değiştirmiyor aksine koruyordu hala. Ve öyle oldu da biz ötekiler için. Sabahları evin önündeki caddede insan seli birikir akar da akardı. Sağda solda homurdanarak parkeden bekleyen veya giden kamyon katarları ve bağrışarak telaşla koşuşturmayla bu kamyonlara binmeye çalışan ötekilerle dolup taşmaktaydı Yaşar Kemal’in toprakları. Yer yer irili ufaklı insan grupları ve başlarında bu zavallı ötekileştirilmişlerden nemalanan aç paragöz “ elçi” denen toprak ağalarının yardakçıları bulunurdu. Bu elçiler hem ağalardan hem de çalışmaya muhtaç insanlar üzerinden haksız pay çalardı, çalışmadan, emek sarf etmeden, ter dökmeden günlük kazançlarından. Her gün kan ter içinde tarla çapasında, ürün toplamada, toprak sulamada ve daha nice işlerde ırgat olarak çalıştırılan bu insanlar ağalarla anlaşmış elçiler tarafından daima sömürülmekteydi. Hak ettiği ücretin çok altında hem de günde on iki, on üç bazen de yerine göre on beş saat üstelik üzerinde elçi başının adı yazılı çalışanların adına “bilet” dedikleri bir kâğıt kupon karşılığına canlarını dişine takıp tırnak araları kan belleri bükük vaziyette günü tamamla dönerlerdi evlerine ırgatlar. Aç gözlü elçiler ağalardan aldıkları yüklü paraları Yaşar Kemal’in naçar ötekilerine sözüm ona utanmadan verirlerdi haklarını kendi usulünce. Üstünde adı yazılı elçi ırgata günlük verdiği biletler yirmi, otuz adet birikince bin bir nazla azar azar, ya da üç, beş bileti bölük pörçük halde paraya çevirip verirdi ırgata hak ediş dediği parasını. Ve bu sürüye bende yokluk belimi bükünce ister istemez katıldım çaresiz. Hem de zaman beni gönüllü yazdırmıştı kitabesine. Akşamdan annem öğlen yemeği için bir cam kavanoza sulu yemek, kahvaltı ve sebzelerden oluşan bir yolluk hazırladı. Ertesinde geceden sıkılıp buğulu nemli sıcak bir sabaha eşlik etmek için uyandım saat beş gibi daha yelkovan uyanmadan. Henüz çalıştığı simitçi fırınını açmamıştı evimizin köşesindeki “Tefşino” adlı Mardinli çocuk. İşçiler dahi birer ikişer gelmiş dükkân kepengine kafasını dayamış yarı uyuklar haldeydi. Benden evvel kalkan annem yolluğumu hazırlıyordu beni uyandırmaya kıymaya kıymaya. Çok zordu tarlalarda ırgat olarak çocuk yaşta çalışmak, ama hayat acımıyordu işte. Karmam daha evvel öğrenilmeden kalan dersleri bir an önce yaşatıp bir üst öğretilere geçmeye çabalıyordu sonunda. Giyinip anneme dışarıda bekleyeceğimi söyleyerek simit fırınının köşesinde ana caddeden bin bir küfürle yaşlanmışlıklarına bakmaksızın onları delicesine hor kullanan ve şoförlerine küfürlerini homurtularla serzenişçe belli eden kamyonları izleyip başladım saymaya. Gün ağarmış yine ortalık savaş alanına dönerken başında siyah eski bir şapka bulunan şalvarlı bir elçinin cılız sesli onayıyla kamyonun bir köşesine sinmiş yarı uykulu elimdeki azığımızla yol aldık bilinmeze şafakla. Koca kamyon dolduruyordu terkisini kadın, erkek, çocuk, yaşlı, genç demeden. Kuyrukları soğuktan kıçına sıkışık sokak itleri ıssız yerlerde rahatsızlığın bahanesiyle ha bire saldırıyordu yolların aşındırdığı kamyon lastiklerine. Geçtiğimiz yol üstlerinden alaza tutulmuş buram buram ekmek kokuları aç midelerden evvel istila ediyordu burunları. İki çeyrek saat yol aldıktan sonra bir yol üstünde nihayet durunca üstümüzdeki kamyon rüzgârı da kesildi istemeden. Başımı kaldırıp baktığımda sabahçı bir ekmek fırınının önünde koşuşturuyordu kucakları sıcak ekmekle dolu insanlar. Fırın ise bağrını odunla beslemiş ağzı alev alev yanan kapısından ekmekten evveli kokusunu yayıyordu etrafına sadistçe. Şoförle birlikte ön tarafa kurulmuş olan elçi başı gıcırtıyla açtığı kamyon kapısından atladı kısacık cılız şalvarlı boyuyla. Evvela otuz kırk tane sıcak ekmek siparişle yüz metre mesafeyle yandaki bakkaldansa iki kilo zeytin, üç kilo beyaz peynir, bir o kadar da helva satın alıp kamyon kasasına çıkarak kahvaltı ikramı bizden diyerek sundu bizlere. Kamyon daha harekete fırsat bulamadan ekmekler pay edilip sunulan kahvaltı büyük bir nimet sayılarak yenildi elçi başıyla birlikte eşit bir şekilde. Ardından canlandı karınları tok bedenli ötekiler. Ve başladı kimi ağızlarda tütün nefesler kimisinde de sıla hasretli türküler. Irgatların bedenlerini terk eden uyku yerini neşeye bırakmakla birlikte kamyonda bir düğün havası esmeye başlamıştı. On on beş dakika sonra yaşlı kamyon sanki ötekilerin bu halinden rahatsız olmuşçasına ana yoldan ayrılıp engebeli bir toprak yola girmekle kalmayıp kahvaltıya çağırmamasının hıncını onları sallayıp yalpalayıp silkeledi. Dağ başının bu kuş uçmaz kervan geçmez yerinde kıraç tarlalarda sadece esen seher yeli ürkütmüyordu. Çok değil bir süre sonra etrafı ıssız kıraç bin dönümlük yanı başında gür bir ağaç olan yol kenarı bir tarlada durdu yorgunluktan yaşlı kamyon. Tarlaya ilk ayak basan bodur elçinin sesi duyuldu. “De haydeeeyyy hayde son durağğğ analar bacilar beğleerr!...” Ve ardından yaşlı kamyon içindekileri hazmedemezcesine başladı kusmaya kadın, erkek, çocuk bir bir kazma değmemiş kıraç tarlaya. Ellerinde öğlen azıklarıyla insanlar arka kapağı açılan kamyondan istemeye istemeye inmeye çalışırken daha genç ve atikler atletikçe kızlara gösterişle kamyonun yanlardan habire. Tüm ırgatları bu ıssız yerde sürgüne bırakan kamyon neşeyle tırısa kalkıp tekrar gerisin geri kaybolmuştu toprak yoldan geldiği gibi. Ötekiler yavaş yavaş buharlaşan serinliğin yeri sıcağa bırakışının farkı hissiyle azıklarını ağaç gölgesine istifleyip bodur elçinin gür sesiyle etrafına toplandılar. “Herkez birer çapa alacağ namaza saf tutar halda yan yana dizülüp bir hattı (nadasa bırakılmış kıraç toprakta pulluğun açtığı iz, ark, yol veya hendek) alarağ çapa yaparağ tez başa güdecek. Kofik etmek yoğ arkanızdan taküpteyim haa. De hayden kolunuza kuvvet rast gele!...” Irgatlar güneşin yakıcı etkisini azaltmak için evvela başlarını kalın güneş geçirmez bir bez veya puşuyla kapladılar sonra kalın giyecekler giydiler. Bende kamyonda tanışıp sohbet ederek dost edindiğim kişilerin uyarısıyla aynı şekilde kapanıp bir çapa alarak bilinmezliğin, çaresizliğin sunduğu yaşamsal eksik dersleri öğrenmek adına bir kez daha ötekileştik insan kalabalığın ortasında karmamın sunduğunu öğrenmeyi bekledim bir gönüllüce. İlk başlarda çapa yapmak eğlenceliydi. Kader birliği yapmıştı yan yana dizilen kadın erkek çocuklar. Çapalarıyla sanki ellerindeki kanaviçeye sabırla hayallerini kazıyordu gerdanı beyaz genç kızlar. Ve erkekler her çapada atını bir adım daha sürüyordu yavuklusuna. Ben acemi çaylakça çok hızlı şekilde çapayı derinlere vurarak neşeyle kendimi ispatlarcasına öyle hızlı gidiyordum ki sonunda birlikte çalıştığım kişilerce uyarıldım. Çünkü daha gün yeni başlamış ve bu işin gücün yarını da vardı. Böyle devam edersem gün bitmeden benim biteceğimi usulüyle yavaş yavaş dinlenerek ve bir iki çapaya beş dakika doğrulup nefes alıp devam etmemi söylediler. Ki insanlar haklıydılar da gün çubuğun gölgesini aşmadan öğlene doğru yere eğik halde çalışmak bel ağrısı ve çapayı tutan ellerimin yavaş yavaş kızarmasıyla kendini gösteriyordu yorgunluk. Karışık gruptan bir kişi çoktan havlu atmış ilk kez yapmaya çalıştığı bu zor işi kabullenememişti çocuk bedeni. Baş ağrıları şiddetlenince elçi onu civarda bulunan tek ağacın altına gönderdi dinlenmesi için. Arada su içmek ve tuvalet ihtiyacı bahanesiyle mola veren ırgatları zaman çalıyorlar diye uyarıyordu elçi. Bir ara yaşıtımız gençlerle eğlence olsun diye yarışarak kimin daha evvel bulunduğu hattı bitireceği konusunda bahse tutuştuk. Hırs ve süratle on kişilik ekipte evvela başa gidendim ben. Ve tarlanın öbür ucunda hattı bitirip yarışı kazanmanın sevinciyle çapamı kaldırdım havaya. Dönüşte başka bir hattı yavaş ve dinlenerek çapalayarak tekrar ırgat grubunun yanına geldim. Elçi de yanıma yaklaşıp bana

O çapayı havaya niye kaldırdın?

Çukurova Zor Zenaat

İKİrfan Karabulut
Illustrierte Texte

*Oslo’da eylülün son günü. Bisikletimle Vigeland Parkı’nın o heybetli dövme demir kapısının önündeyim. İkindi güneşi henüz şehri terk etmemiş. Direncinden taviz vermeden yaprakların arasından süzülüp yoluma kırık altuni çizgiler düşürüyor.*

*Kapının ardında bir dinginlik bekliyor beni. Ne göreceğimi biliyorum ama bilmek taşın ağırlığını göğüslemeye yetmiyormuş. Bunu beş ay önce İstanbul’da, ağaçların yeni yeni yeşermeye başladığı bir nisan ortasında öğrendim. Şimdiyse kızılın, sarının, toprağın ve granitin iç içe geçtiği bambaşka bir âlemdeyim. Bir açık hava müzesinin içinde kendiliğinden yavaşlıyor adımlarım. “Acele etme, burası da aceleyle gezilecek bir yer değil,” dercesine.*

Vigeland’ın İlkgüzü

RTRukiye Taşkın
Illustrierte Texte

21 Ekim 1860 tarihinde ilk özel siyasi gazete olan Tercümanı Ahval’in yayın hayatına başlaması dolayısıyla, 21 Ekim Dünya '' GAZETECİLER '' günü olarak kutlanmaya başlanmıştır

Türk Tarihinde İlk Gazeteciler

21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü

NİNihat İlikcioğlu
Illustrierte Texte

Kör Şeytanı 30 Nisan 2015 yılında kaleme almış, Milliyet Blog, radikal Blog ve yerel gazete, Hür Işık Gazetesinde yayımlamıştım.

Bugün Milliyet Blog sayfasında sörf yaparken gözüme çarptı ve gördüm ki o günden bugüne değişen bir şey yok.

Kör Şeytan

NKNecati Kavlak
Illustrierte Texte

Maviş, kaç gün oldu ağzını bıçak açmıyor. Darıldın mı Hayal Deniz’ine? Yoksa Martılar mı kırdı kalbini?

Daha neler!

Tarçınlı Salep

NKNecati Kavlak
Illustrierte Texte

Ben bir köylü çocuğuyum. Çocukluğum ayağı yalın başıkabak geçti. Kapımızda koyun keçi sürüsü, çifte koşacak bir çift öküz ve at; sağacak birden çok inek ve dana tosun düve hiç eksik olmadı.

Her yıl Kurban Bayramı geldiğinde, rahmetli babam, sürünün içinden, en semiz koç seçer; önce onun alnına, boynuzlarına kına yakar, Bayram Namazından gelir gelmez de, gözlerini bağlar, günlerce önce elleriyle bilediği bıçakla canını acıtmadan keserdi.

Kurban Kesmek İbadet mi

NKNecati Kavlak

Video-Texte

Video-Texte
HK

Uzaktan Seveceksin Kızım Dokunmadan

Heidi Korkmaz
W
Schreiben

Lass deine Stimme Zeilen finden

Teile eine neue Geschichte oder einen Essay und werde Teil der Literatur-Community.

Geschichte schreibenEssay schreiben
Nr. 04 — Leitfaden

Texte lesen und schreiben auf Edebiyatla

Ein kurzer Leitfaden zur Textseite

Prosa ist der atemreichste Raum der Literatur: Geschichten, Essays, Memoiren, Reisetexte und Gespräche treffen sich unter diesem Dach. Lesen Sie originale Texte der Edebiyatla-Community.

Geschichten und Essays kommen durch Kategorien, die Auswahl des Tages und aktuelle Streams zusammen; Texte werden in einem einzigen Flow entdeckt.

Veröffentliche eigene Texte und verpasse keine neuen Arbeiten der Autoren, denen du folgst.

Häufige Fragen zu Texten

Kann ich auf Edebiyatla einen Text teilen?

Ja. Nach der Anmeldung kannst du auf der Seite für Geschichten oder Essays mit Titel, Beschreibung und Text veröffentlichen.

In welcher Reihenfolge werden Texte angezeigt?

Texte werden nach Veröffentlichungszeit, Auswahlstatus, Kategorie und Community-Interaktion in den entsprechenden Bereichen angezeigt.

Kann ich meinem Text ein Bild oder Video hinzufügen?

Ja. Du kannst deinem Text ein Titelbild oder einen unterstützten Videolink hinzufügen.

Seit 2001

Literatur vermehrt sich, wenn man sie gemeinsam liest.

Die Literaturplattform der Türkei — ein Treffpunkt für Gedichte, Geschichten, Essays und literarische Gespräche.

Registrieren
  • Instagram
  • X
  • Facebook
  • Pinterest

Gedicht des Tages

Saçlarıma tel tel düşen aklar gibi bilgeliğimi yoldum, · uğraksız bir yol kenarına bıraktım. · Yolun sonu,

Dervişan SancılarMed Yıldırım

Gedicht lesen

Die Meister

Alle Biografien
  • NHNazım Hikmet Ran
  • CSCemal Süreya
  • OVOrhan Veli Kanık
  • AİAttila İlhan
  • NFNecip Fazıl Kısakürek
  • SKSezai Karakoç
  • TUTurgut Uyar
  • SASabahattin Ali
  • 01Poesie
  • 02Geschichten
  • 03Prosa
  • 04Nachrichten
  • 05Biografien
  • 06Heute in der Literatur
  • 07Wörterbuch
  • 08Foren
  • 09Spiele
  • Über uns
  • Impressum
  • Kontakt
  • Publikationsrichtlinien
  • Nutzungsbedingungen
  • Datenschutzerklärung
  • KVKK-Information
  • Cookie-Richtlinie

© 2026 Edebiyatla. Alle Rechte vorbehalten.

  • Türkçe
  • English
  • Deutsch
Nach oben
  • Türkçe
  • English
  • Deutsch