Osman Fahri'nin Hayatı ve Eserleri
Osman Fahri Türk şair, yazar.
Doğum tarihi ve yeri: 1890 İstanbul.
Ölüm tarihi ve yeri: 1920 İstanbul.
1- Osman Fahri'nin Hayatı
Osman Fahri, Cenab Şahabettin ve Ali Nusret'in anne bir, baba ayrı kardeşidir. Annesi İsmet Hanım babası, Şahabettin Efendi'dir. Cenap Şahabettin'in erken yaşta vefat eden babası ile Osman Fahri'nin babasının aynı adı taşıması, kaynaklarda karışıklıklara neden olur. Cenap Şahabettin ve Osman Fahri arasında, oldukça iyi bir ağabey kardeş ilişkisi vardır ve ikilinin birbirleri ile sıklıkla mektuplaştıkları bilinmektedir. Ağabey Ali Nusret ise erken yaşta vefat etmiştir ve onun ölümünün ardından Osman Fahri, kendisi hayatta iken basılan kitabı Mersiyeler'i yayımlamıştır. Fahri, Darülfünun Edebiyat şubesinden mezun olmuştur (İnal 2000, 1299).
1910 yılında, yakın arkadaşı Mithat Sadullah'la birlikte, Mekteplilere Arkadaş isimli, on dört sayı yayımlanan bir dergi çıkarmıştır. (Tanzimat, 2001, 632). Dergi, çocuklar için neşredilmekle birlikte, hedef kitlesini aşan bir yayın politikası takip ettiği için uzun ömürlü olmamıştır. Derginin ortağı Mithat Sadullah, devrin önemli kadın yazarlarından Şükûfe Nihal'in eşidir. Fahri, bir müddet özel ders de verdiği Şükûfe Hanım'a çok derin bir aşk ile bağlanmıştır. Bir yandan arkadaşının eşine âşık olmanın utancı ve bir yandan da Şükûfe Hanım'dan beklediği yakınlığı bulamaması nedeniyle Anadolu'ya tayinini ister ve bir anlamda gönüllü bir "inziva"ya çekilmiştir . Aydın ve Elazığ'da öğretmen ve ihtiyat subayı olarak görev yapmıştır. Arada sırada Şükûfe Nihal ile mektuplaşıp, ondan nazik ve dostça yanıtlar almıştır. 1917 yılında, üç yıldır bulunduğu Elazığ'da tifüse yakalanır ve derin bir umutsuzluğa kapılır. Öğretmenlik atamasının yapılmaması, kendisini işe yaramaz hissetmesi, genç şairi hırpalamıştır. Bir yandan taşrada ve atıl kalmanın hüznü, bir yandan da unutamadığı aşkı nedeniyle başına kurşun sıkarak intihar eder ve beynine saplanan kurşunun tedavisi için İstanbul'a La Paix Fransız Hastanesi'ne getirilmiştir. Dört ay boyunca kaldığı hastanede aklî dengesini de yitirerek ölmüştür. Şükûfe Nihal ise gerçekte Osman Fahri'yi sevdiğini ancak ahlakî kaygılarla ona gidemediğini, yıllar sonra Adile Ayda ile paylaşacaktır (Ayda 1984, 103-110). Şükûfe Nihal’in, Sabah Kuşları ve Yerden Göğe adlı şiir kitaplarındaki kimi şiirlerinde ve özellikle “yığın yığın yüklenen ölü senelerden haberler” vermesi adına ve bir vicdan hesaplaşması olarak kaleme aldığı Yakut Kayalar romanında, neden Osman Fahri ile bir araya gelemediğini anlatmıştır, Gecikmiş bir aşk itirafını "Sen, artık bir ölüsün. Ve ben yaşıyorum!” (Şükûfe Nihal 2008, 56) cümleleriyle anlatırken, bu ölümden duyduğu acıyı dile getirmiştir. Osman Fahri'nin kaleme aldığı mektup müsveddeleri, hatıra defteri ve bazı evrak, şarin yakın arkadaşı Mehmet Mevlûd Bey tarafından saklanmıştır. Şükûfe Nihal, Osman Fahri'nin son zamanlarını geçirdiği yerleri görmek için Elazığ'a bir seyahat gerçekleştirdiğinde Mevlût Bey ile de tanışır. Bu dostun elindeki terekenin büyük kısmı, çıkan bir yangında yok olursa da ancak geriye kalanlar 1942 yılında, Şükûfe Nihal'e gönderilmiştir.
Osman Fahri'nin mersiyeleri, tabiata, aşka dair ferdî duygulanımları ve sosyal temaları içeren şiirleri vardır. Tabiat Şiirlerinde Servet-i Fünûn üslubu belirgindir. Kendi psikolojisi ile tabiat arasında bağ kurduğu şiirlerinin yanında, Anadolu insanını ve gerçeğini de anlatmıştır. Şair, şiirlerinde dünya siyasetine de yer verir. Osman Fahri, özellikle anne temalı şiirlerinde, otobiyografik verileri kullanmıştır. Mektuplarından anlaşıldığı üzere Nietzsche'den etkilenen şair, "Zavallı İnsanlar" şiirinde insanlığa dair inancını yitirmiş görünür. "Tabiat ve Cemiyet", yine bir cinnet şiiridir ve şair, hayata karşı nefretini dile getirmiştir. "Dua-yı Leyal" ise bir sığınma arayışını işleyen şair, Tanrı'dan şefkat beklemiştir.
2- Osman Fahri'nin Edebi Kişiliği
Şair realist bir Anadolu gerçekliğinden ilk bahseden şairlerdendir ve eserlerinde Anadolu'nun terk edilmişliğine duyulan öfke belirgindir. Şair, gerçekleştirdiği seyahatleri işleyen şiirler ve "Terane-i Gurub" gibi tabiatı ve mevsimleri işleyen eserler yazmıştır.
Şairin kısa süreli askerlik hayatı ve Balkan Savaşları ile başlayan savaş süreci, orduyu ve şehitliği yücelten (Anneme, Ordu vb.) şiirler yazmasına vesile olmuştur. Uzun süreli kayıplar ve ülkenin durumunun şairin hassas duygu dünyasında yarattığı tahribat, bir noktadan sonra savaş aleyhtarı lirik şiirler olarak kendisini göstermiştir
3- Osman Fahri'nin Eserleri
- Gecelerin Feryadı
- İsyanlar
- Anadolu
- Tabiatın Sesleri
- Uzakların Sesi
Mersiyeler başlıklarıyla ve şairin terekesinden çıkan şiir defterinde bulunmayan, ancak neşredilmiş şiirleri olmak üzere Zeynep Kerman tarafından yayımlanır. Günlüğü ve mektuplarının büyük bir kısmı ise kayıptır.