Abı Hayat!
Evet bugun 4 Haziran Pazartesi...
Kırlangıçların sesi,martıların cilvesi
Az ileriye konan leylekerin gülüşmeleri
Hep hayatın çekişmezliği,hep hayatın...
Yine Pencereme başımı yaslamış
Sokaktaki parke taşlarını sayıyordum.
Kamburu çıkmış yaşlı amca,
Ak sakallı,yırtık hırkalı...
Ellerini yanlış yerlere açmış dileniyor.
Gözyaşlarını akıtıyor,göklere dalıyor...
Bir ekmek parası,Bir yorgan yarası,evlat acısı...
Bir örümcek var tepemde ağ yapmış
Annemin dantelinden ibaret
Öyle acaip sokağımız var ki;
Her gün başka türlü yüz görmen gerek
Yaşlı adam yorgun bakışlarını yukarıya yöneltip
Tiz bir sesle mırıldanmaya başladı
Gözlerinden kahredici bir tebessüm okunuyordu
O da ne..!
Ağlıyordum.
Göz yaşlarımın nemliliği,penceremi buğulamıştı
Bu tip hadiselere hep flimlerde raslardım
Şimdi ise başrollüğüne soyunmuş,
Aktörlüğün havasındayım,
Hemde figuransız bir aktör.
Zeliha teyze yine elindeki süpürgesi ile
Sokaktaki top oynayan çocukarı temizliyordu
Bir tezgahtar bağırıyor,
Bir gökyüzü ağlıyor,bir ben ağlıyorum...
Geçmiş fotoğraflarıma baktığımda,
Hepsinin bir oyundan ibaret olduğunu
Daha iyi anlıyorum.
Ben anlaşılması Aşklar gördüm
Hepsi labirentten ibaret
Ben Naylon Aşklar gördüm
Hepsi oyundan ibaret,
Oyun dediğin ne ki;
Sadece çocuk olmak gerek,
Mevsim kokulu,yılları soluklu bir hayat gerek,
Ah ab-ı hayat!
Mevsimler içinde mevsimdir adın,
Sen bilemezsin;
Kuş ötüşü ile burkulu veren insanın yüreğini
Çare gösteremezsin ölümü,
Melhem süremezsin üzüntülerime,
Ah ab-ı hayat!
Sahil kenarında nostaljiliğin var,
Bir bebeğin avuçlarında kokun,
Bir annenin bagrıdır hüznün
Mavinin esrarıdır gökyüzün.