Adı Yok Bunun
semaya bırakılan ipsiz uçurtmalardı mutluluğum
henüz on yedi yıllık bir ömürdü yorgunluğum
karanlıklar limanlarım şevkatimse dikenlerimdi
okyanus okyanus sen dolarken içime
bir damla ben kalmış derinliklerim vardı
üzerlerine et dikilmiş iskeletler
sesimin yankılandığı bomboş kafatasları
kayıp ruhlu gözler ve aptal gülümsemeler
belki hayaletimin yapıtıydı tenimdeki depremler
ve sol göğsümdeki kalp tramvalarım
belki yalnızlığımdı o hayalet
belki de yüzleşemediklerim
beslendiçe filizlendi büyüdü adsız bağlarım
oysa sulandıkça kuruyan bir çiçekti insanlık
ve saçları bulut bulut çocuklarım vardı
haykırmak için susmamı bekleyen sesizliğim
krallığını yüklenmediğim soytarılarım...
hücrelerime istif istif işlenmiş takıntılarım kaldı şimdi
devamını bilmediğim üç noktalarım
ve noktalarını koyamadığım soru işaretlerim
yüklendikçe yüklendi sırtıma kasvet şimdi
adını koyamadığım duygularımla sarmaş dolaş beynim
her saplanışında aklıma çehrenin
buzdan perdeler örtülür gözlerime
bir kör edasıyla bakarım yokluğundaki portreye
bir sağırlık doğurur kulaklarım her dilin kesik olduğu
ve sessizdir inlemelerim kıvranırken bu beden
katlettiklerimi taşıdığım tabutum var yanımda şimdi
kimselere kimse olamamış bir hayalet oturur yanı başımda