Ah O Ninniler
ne güzeldi
gözlerimdeki mavi hışırtı
henüz tabanca ve çiçek gürültülerini
ayırt etmezken kulaklarım
ah o ninniler
ne çok türkü dökerdi anne şakağından şafağa
kurşuni güvercinler yolardı güneşin ilk ışıklarını
nasıl pervasız sevişmelerdi gökyüzüne renk değiştiren
mahcubiyet elini koparınca meczuptan
ışıklar düştü önce
yıldızlar
keyfe keder yağmurlar indi omuzlarıma
üç kere yıkandık
her salavat doğuştu
yeniden
okuduk
her su tanesi ısınınca tenimizde
ılık iklimler aradık
boğazımızda acı iç çekişleri
düşler kurduk
birde salıncak
yarı ıslak hıdrellezleri yolduk dikenlerin arasından
gelincikler koparttı çocuk gülümsemeleri
alında kurudu kan
kurşun seslerini saldık lodosun sağır tozlarına
mavi ve gri
ne güzeldi
gözlerimdeki gökkuşağı hışırtıları
henüz tabanca ve çiçek gürültülerini
ayırt etmezken kulaklarım
o ninniler
karayağız
ne çok türkü dökerdi anne şakağından şafağa
ne çok uyanırdık
ürkmeden
şarapnel sesinden..