Al Gülüm Virgülüm
Rüzgâr...
Esintilerini salma üstüme; iyi değilim
Eteklerimin ucunda tanımadığım ziller çalar
Bu aralar, hoşnutsuzluğum kendimi bile aştı
Ve yâr!
Güzelliğini soyun da git bakalım
Sevecek mi o da seni benim sevdiğim kadar
Ki öldüğün gün
Gözlerini sana benzettiği biriyle
Bence hiç düşünmeden aldatacak seni
Mutluluk mu bu şimdi!
İkna olmuş gibi bir halin var...
O halde güzeller güzeli
Mutluluğa bir içki benden!
Satılmışlık duygusundan beterdir
Alınmışlığını bilmenin duygusu
Ne kadar da saklasan gözlerin aşikâr!
Bizim de topraklarımızı sattılar
Üstümüze tapulu evlerimizin olduğu
Toprakları, bizden habersiz sattılar
Elbette ki senin yerinde olmak
Çok daha korkutucu
Düşünüyorum da;
"İçinde yaşadığım cesedi
Satın alıyorlar..."
O ölünesi parmaklar
Bir cellâdın ellerine sürüklüyor beni
Bin dinsiz tarafından da kutsanmak üzereyim
Sen orda o kadar şeyken
Ben burada bir o kadar her şeyim!
Ve aynı zamanda
Petrolün köpürttüğü kibirlerin
Faili meçhul cinayetiyim...
Bir kirpiye dönüşüyorum aniden
Masalların perileri üstüme üşüşüyor
Dişlerim, takırtılı sesler çıkarıyor
Elimle, elime dokunmak istiyorum
Olmuyor...
Alıp kıyılara vuruyorum kendimi
Dizlerime sakıncalı sivrilikler batıyor
Sen sanıyorum, taş çıkıyor...
Görüyorum ki su yüzünde duran ve uçuşan
Köpükler kadar bile sevimli değilim artık
Durma o zaman, hiç durma!
Savur, savur haybeden kazanılmış
Paralar gibi sevgimi!
Pörtlettiğim gözlerimin nasıl olsa değeri yok!
Ve takdir ettiğim yetenekler arasında
Para kazanmak yok!
Güneye göçen kuşların izinden
Gidiyorum bilmediğim bir yere
İftiraların yığdığı taşlar olmasa
Şehir kalesinin surlarını aşamam
Bir cerrah titizliğiyle
Kesip biçerken tüm isyanlarımı
Terliyor alnım
Silemiyorum...
Halk arasında dolaşıyor bir lakırdı
İletken hayranlıklar haberini getiriyor
Kulaklarım, duymak istemediğiyle
Dolup dolup taşıyor:
?Aşıkmışsın, ama bana değil.?
Nasıl ki tek başına mutluluk bencillikse
Tek başında aşk da bir o kadar canidir...
Oturup ağlıyorum dikenli tenimin üstünde
Akşama doğru süzülüp geliyorum olduğun yere
Kutlamaları
Görünmemem gereken bir köşeden seyrediyorum
Bronz ellerin geziniyor alüminyum teninde
Seve okşaya bir hal oluyorsun onu
Ortalık yerde bile aşkın böylesi depreşikse...
Kendimi yaşatma gayretiyle işi
Akrobasiye vuruyorum
Yâr!
Sen olmasan da şiir olur
Fakat şiir olmazsa
Varlığın tartışılır...
Buraya bir virgül koyuyorum,
Noktaya daha çok var