Alaturka Yaralar
I
Şımartılmış kahırlar sokağımda yankılanıyor
Gramofondan çalan alaturka huzur...
İki gönül arası bağımda kuruttuğum telaşlar
Bir de
Mandal izleri etek uçlarında hep varolan umutlar libas oluyor
Bazen aşkla
Bazen de günahla yıkanan bedenimin üzerine
Ensemde taşıdığım vagon yükü fısıltılar
Öpmeyi istediğim her yüreği
Lacivert bulutların solgun ışığında
Akbabalara yem ediyor
Yaralarımın vesikası asılıyor
Nefesimin ürkek mecalsiz kalmış tellerine
Kum saatlerinde söndürdüğüm her sigaramın külüne
İspirto kokulu cemreler düşürürken gözyaşlarım
Karanlığımın göğsünde şafağın kıyameti kopuyor
II
Ruhumdan dökülüp ufalanan hayallerim yaşlandı artık
Lâkin damağımdaki efkar unutturmaya yetmedi
Kamburu çıkmış sevgimin sırrını
Ayna şimdi her zamankinden daha lâl
Sorgusuz meylediyor sarhoş gecelerin koynuna
Ve ben hiç bıkmadan tükürüyorum
Yüzsüz yalnızlığımın yüzüne
Buz tutmuş ay'ın mihrabında
Adakların ardı arkası kesilmiyor
Döşeğinde vuruluyor zümrüt yeşili mucizeler
Sığ okyanusların yosunlarıyla mumyalanıyor
Yeni yetme annelerin süt kokan ninnileri
III
Başucumda arp çalan periler eşliğinde
Düşüncelerimin kadim savaşları yıkıyor aklımın temellerini
Dudak kıvrımından kurtulan her kelime
Ganimet sayılıyor sabahın gözünde
Hayatın bulmacasında keşfedemediğim ihtimallerin feryatları
Gözlerimdeki uçurumların içinde yankılanıyor
Korkularım sınanıyor
Damarlarımdaki kan
Cehennem hücrelerini doldururken
Susun diyorum!
Vaad ettiğiniz yalancı cennetlerin kapısında
Bakır rengi inançlarınızla prangalandığınız fakir Tanrılar
Susun!
Gülüşlerimi sanrı nöbetlerinde
Geç kalmışlığa mahkum eden pişmanlıklar