Alegorik Söz Dönümü
Arzu edilen bir yüz dönümüne düşen suskun tabanlar
Islak bir zemheri
Layıkıyla kendini kaybetmiş eski usûl bir virtüöz
Saman rengi gün doğumlarında kalmışız
Kollarımızda üşüyen geçmiş taneleri
Alevine kül olmuş birkaç sigara paketi
Orta Çağ filozoflarının skolâstik fikirleri
Ceplerimizde kırık aynalar
Parmak uçlarımızda yaban mersinleri
Göğüslerimizde kuruyan kan lekeleri
Köhne Kısa Cümleler Caddesi'nden hallice
Boğaz manzaralı intihar ilanları
Sokaklardaki bedenlerin üzerinde çıplak kadın figürleri
Astronomi müzesinden içeri dalan yavru yıldıza söylenen
Anadolu ninnileri.
Üzerimizde Auschwitz lekeleri
Üzerimizde ölüme âşık ateş ritüelleri
Üzerimizde bardaktan boşanırcasına mutsuzluk
bilinçli tercihlerimizin getirisi.
Avuç içlerimizde erimiş hayat çizgileri
Tırnak uçlarımızda tırmaladığımız nefes alma hayalleri
Cennetin kapısından geriye kalmış pirinç bir tokmak var başımız üzerinde
Saçlarımızda fahişe yatağından çıkma bir koku
Gözlerimizde kekeleyen bir çift çocuk
Sevgiyle olan felsefi tartışmalarımızda eski bir unutmuşluk
Biz, sonsuz sandığımız kurtuluştuk.
Bataklık gibi içine çeken bir geçmişin defolu ürünleri
Mutun imkânsızlığını Pamuk Prenses'in kulisinde öğrenmişliğimiz
Öyleyiz biz, böyleyiz.
Hem kadın hem de alayına adam!
Hemcinssiz bir çınar ağacının kanadından düşmeyiz.
Tuvalet köşesinde düşürülmüş, sonra orada büyümüş
Ve bir lanetin içine doğmuşuz.
Bir her gün okunan o bedduaların dart tahtası
Biz uzun şiirlerin kısa parmaklı şairleri
Biz kısacık hayatımızın tonluk ruhunu taşıyamayan iki beceriksiz.
Biz sadece sen ile bendik.
Biz aynı bedenin içinde
Aynı bebeğin beşiğinde
Aynı şafağın ıslak gözlerinde
Aynı umudun tek yönlü çemberinde.