Anne/ İslıma
'Tereddütlü bir mevsimde,
tereddütlü bir annede yaşamak...
Hazanda, hüzünlü bir anneden mahzûn doğmak...
doğduğumda kıtlık gelmiş şehre
damlayan damın altında annemle ağlaşmışım
annem, çaresizliğime; ben, çaresizliğine...'
...
Rahminde acılarınla besledin beni. İncinmiş duygularını taktın kalbime.
Ciğerim, 'evlat acısı mahzeni' ciğerinden. Mîras diye doğum sancılarını bıraktın bana.
Karnındayken yürek yangınlarını gördüm ışık adına, sonrası karanlık,
katranı çatlatan bir karanlık. Beni yüreğine benzettin anne!
Sende yaşıyorken mi nazara geldim? Ki o ilk ağlayışım durmadı hiç.
Gözyaşınla ağlamalarım, avuç dolusu muskalarım... Gülmem bile ağlamaklı.
Kaç kanaman sancıladı, kaç sancın ağlattı, kaç ağlaman,
gülücüklerimi vurdu bilemem.
Doğmadan rahminde kundaklandım.
Beni değil, sen kendini doğurdun ; sen, bir anne doğurdun anne..
Kaç beşik gördüm, tahtadandı, benim beşiğim neden demirden,
rengi neden griydi?
Küçüktüm büyümek istedim. Büyüdükçe, neden hep pişman oldum anne?
Gözlerimi, bir metropolün ışıklarına sürdüler. Bedenimi, bütün binaların temeline döktüler.
Kollarımdan köprü, göğüs kafesimden mezarlık, parmaklarımdan baca yaptılar.
Seninle, sende yaşamayı özledim anne; ciğerimi, ciğerinde hissetmeni;
Kalp atışlarının birini kendine, birini bana vermeni özledim!
Bana, sensiz kalmayı öğretmeden gittin. Ki ben, büyümeyi de öğrenemedim!
Hayatıma hayat veren ninnilerin nerede senin? hislerime dokunan anlamın,
gözlerime gördüren retinan nerede senin? Ah nerede sesin?
Dallarında meyvesiyle, zamansız budanmış ağaçlar gibiyim.
Dikeni kendine batan kirpi, kabuğunda daralan tosbağa oldum.
Altunî buğday başaklarımı ateşe verdin anne!
Parça parça bulutluyum, kanla karışık yağan yağmur gibiyim.
Dallarımı, tiyeklerimi vuruyor sensizlik sağanağı. Benim tek sığınağım sendin anne!
Varlığındı beni ısıtan, yokluğun üşütüyor, üşüyorum anne!
Karnında cenîn taşıyan annelere, göğüs kafesine, karın boşluğuna, kutsal kitaplara;
-Tevrat, İncîl ve Kur'an'a- yemin olsun ki kusursuz bir acı verdi bana gidişin.
Gönül anne, gönül insanın bahçesidir bahçemde anne, lâleler gülün dikenine özendi;
güller, zakkûmun zehrine bezendi...
Akıl anne, akıl insanın bohçasıdır. Akıl.. aklım kaç yerinden kakıldı
Bohçam, iki delik bir yama..
Sensiz, ben çok ağladım, sana gözyaşlarımı biriktirdim.
Sensiz, ben çok üşüdüm, sana titreyişlerimi biriktirdim
Sensiz, ben çok yandım, sana yangınlarımı biriktirmedim.
Üşüntü ve ağlantılarımla geldim,
Kucağında yer var mı anne?
İslıma, sen göbeğimi kendinden kestin mi sandın?
Not: Trajik olan, Annem İslıma'nın okuma yazma bilmemesi; dolayısıyla onun için yazılmış olan bu cümleleri, bilmediği bir dille yazıldığı için, okuyamaması ve belki de bunu hiç anlamayacak olmasıdır.