Annem
Sevgi dolu nur yüklü canım annem,
Nasıl anar, neler anlatayım sana dair.
Açsam perdeleri, girsem gizemli dünyana
Keşfin olurum, sahranda saklı kalan gizemin
Seni anmak kolay, anlatmak çok zor.
Sınırsız tarifler taşıyorsun ve sen anıldıkça.
Düğümlenir katran karası boğazımda
Buğulanır gözlerim, sonsuz boşluğa dalarım
Oğlun olmak en büyük paye bu dünyanın
Okuryazar değildin, ümmiydin ama olgun
Gözlerinle okur, nakış işlerdin kalbinle
Öğretirdin, rehberim olurdun öğretmence
Düşlüyorum çok özlüyorum canım annem
Kor bir çığ gibi birikir sinemde hasretin.
Elimi tutsan diye dualarım olur, ama uzak
Hasretim olursun, düşüm olursun, umuda yenik.
Fidan endamın süpürge saçlarınla
Deniz feneri, ay yüzlü cemalinle
Kucaklayışını ve saçlarımı okşayışını
Yaşıyorum her gün dizlerinde yatarak.
Seksen beş yılı, durgun bir yaz gecesi
Baş başa idik ve 'Oğlum' yat artık sen,
Ben iyiyim demiştin, hâlbuki son gecendi.
Üzme kimseyi helal etmem hakkımı yoksa eğer.
Anne sen gittin ebedi istirahatıne,
Kalakaldım, boynu bükük çaresiz yetimce.
Can damarlarım kesildi, menbam kurudu.
Yazlarım kavurucu sıcak, kışlarım çetince.
Seni anlatmak mısra ile ne mümkün.
Sınırların el vermiyor, hudut çizemiyorum.
Seni tanıyanlara soruyorum seni anne.
Ve ancak kabrini görebilsem ömrümce