Antikaya Çıkmış Sevdam
Antikaya çıkmış aşka bakarken
Yanan bulut oldu doldu gözlerim
Lal olan dilime sözcük ararken
Hep hüzrana tanık soldu gözlerim
Eyy ! zayıf kollarım yoğurdun beni
Taşla çakılınla doyurdun beni
En hafif yeller de savurdun beni
Ak düşmüş gençliği boyar dururum
Üflenmiş alev anılara dalarken
Kaybolmuş gençliği her gün anarken
Meşkin dergahın da kahır dolarken
Sağ ile ölüyü seçer ağlarım
Sırtımda kamburu atmak isterken
Dağılmış dileği tutmak isterken
O yarin koynun da yatmak isterken
En kuytu köşede siner ölürüm
Naralar atarken biter nefesim
Toprağın bağrına düşer cesedim
Başını kaldırmaz solar eserim
Benzime benzinler döker yanarım
Vazgeçmek mümkün mü diye düşlerken
Buz tutmuş anılar bir bir düşerken
Dişlerim dilimi her gün dişlerken
Viran ayrılıkla çağlar dolarım