Aşk
aşk ne ki diyorsun ya
her şey sen iken
her şeyi sevmek seninle
kartopu gibi erimek sonra
beraber
yırtık ayakkabılı çocuğun elinde
bağbozumu aklın aşk
firarı kitaplardan kelimelerin
bir dağın başında açan çiçeğin
meydan okuması tabiata
biz köylü çocukları pek anlamayız
yontulmuş ruhlara hükmetmeyi
heykelleri sevmeyiz
o yüzden aşk taşı sevmektir
mermeri sevmektir
minarelerin elinden tutan göğü sevmektir
kırık leblebi lezzetinde
çiğdem tazeliğinde
azıksız bir günün akşamını
beklemektir aşk
köylü çocukların gözünde
aşk ne ki diyorsun ya
aşk imkansıza meyil
kelebeğe emanet etmek kışı
tıpkı sana sakladığım gibi kalbi
bile bile öleceğini
bile bile zamana gömüleceğini
bütün umutların arsızca
sevmek
kafdağındaki periyi
ışıklı caddelerin süsü ol sen
ben bıraktım türkülerimi
isimsiz bekleyişlerimi
giderken bile
aşk ne ki diyorsun ya
aşk senden bile gitmektir
yeri gelince