Asmin
Asmin; bayat toprağın gülü...
Poyrazımdan sıyrılınca,
Kaybettim bir şeylerimi.
Sevgiyi, sevinci yani seni
Kaybettim asmin...
İlkbahar sakladı bakışlarını,
Susma! Duymalıyım sesini,
Bağır, çağır, isyana ulaş.
İsyana sarıl asmin...
Saçlarını örten yaprak sarardı,
Sen yittin!
Buğulu bir kalbin kıyısında,
Eskimemiş bir yüzle,
Gözyaşı döküyor güz...
Kuşatılmış deniz,
Çalınmış okyanus,
Ve batık bir gemi..
Benim limanım bana,
Yasaklamış kendini.
Dağlarımın gülü, asi fırtınam,
Doruktaki yamaların altında,
Matemlerim var.
Bir akbaba, leş kokan kanadıyla,
Sevdanın göklerinde uçuyor...
Bir gece, bir şiir,
Düşleri yitmiş bir aşk.
Bağırınca, titreyen sesim yankılanıyor.
Bir uçurumda anılar,
İntihara mağlup...
Ankara'da kumrular kolkola geziniyor,
Kumrular sokağında.
Benim gözlerim titriyor, yalnızlığında...
Dağlarımda bıçkın bir bahar,
Hasretin gölgesinde,
Kimsesizliğiyle avutuluyor...
Asmin inceldikçe inceliyor,
İnceldiği yerden kopuyor.
Soluyor, batıyor ve bir veda ile,
Hançerler kuşanıyor...
Her mahşer sabahında,
Şiirim daralıyor...
Bağrımda bir ağrıyla,
Toprağı çalar gözlerim.
Böğrümdeki sızıyla,
Dağları kül ederim...
Gündüz bulutu karartmış,
Gece bürünmüş esmerliğine.
Vurulmuş yatıyor,
Yüreğimin sessizliğinde...
Asmin, alaca kuşum.
Seni korurum gölgemde,
Ne olur, ne olur,
G İ T M E . . .