Bakire Öpücükler / 2
Ne zaman arsız çocukluğunuza uzanıp
Yakanıza yapışıp kalan
Çürümüş yaşları silkelemek isteseniz
Yüreğinizde ki siyahlara ak düşer
Mumların titreyen iplerine sarılı
Kadınlığınız erirdi cehennem alevlerin de
Ve gece gözlerinizde yıldızları söndürüp
Karanlığı atarken yatağınıza
Ares'in gölgesi sırnaşarak göğsünüze çullanıp
Yalnızlığın tohumlarını cılız bedeninize ekerdi
Derinizin altında çırpınan mahremiyetiniz
Günlere feryat besleyerek uyanıp
Sancısını belinize dolarken
Saçlarınıza sinmiş rüzgârlar
Ağacın öksüz yaprağı gibi sararıyordu
Bir kez olsun bulutları giyinip
Cennet kokan teninizle
Soğuk duvarlardan sızan güneşle sevişemediniz
Tavanlara astığınız yüzünüz
Düşüp ayakuçlarınız da ezilirken
Belki de her gün kadınlığınızın cinayetini işlediniz
Her attığınız kahkaha fahişe çığlığı gibi
Kentin kulak zarında mayın olup patlarken
Suratınızda morarmış çizgiler derin yaralar açıyordu
Kaç gelmeyecek yolcuyu uğurlamıştı
Paslı kirpiklerin arasında üşüyen gözleriniz
Ve cılız omzuna konan kaç martının dudaklarına
Buruşmuş öpücüklerinizi sarıp
Mariana çukuruna göndermiştiniz
_____Küflü camınızın bıçak ekili mermerinde
_______Avuçlarında umut akıta akıta
_________Her gün ağlayarak renklerini solduran
____________Kelebek bendim
Sizi Tanrıça yapamayacak kadar zavallı
Ama sızlanan ışığınızda doğup
Karanlığınız da ölüme kapanacak kadar cesurdu
Sevginizi taşıyan Dizlerim
Acılarınızın mil çektiği duygularınızı arınıp
Bir kez olsun bu çaresiz adamı göremediniz