Bergüzar
/ bak! aynı şey yine oldu; kapıdan içeri gireni sen sandım.../
bir hasretlik türküsü oldu adın
ne zaman aklıma düşsen
ne zaman aklımı sana düşürsem
dilim içli içli seni söyler
gittin
perdelerin ahengi bozuldu
biraz daha sarardı sarı bağlamanın döşü...
havalandı nagehan
uçup
ürkek bir serçe gibi
sessizce kon(du) peri bacalarına
bense
şimşeklerin avuntusunda
gökyüzünden mavileri çaldım
son yıldızıda kopardım geceden
ay'ın şavkı sönmüş
fırat kuru
susadıkça yıldırımlar içtim oğul...
aynı gökyüzü
başımızın üstündeki mavi
soluduğumuz hava
insanların tanrısı orada da bura da aynı
yüreğimi kemiren özlemin
işte bu bana dair oğul!...
eylül de seher vakti
derin bir nefes daha çektim ciğerlerime
şebnem düşmüş çimenlerden sen koktun
izini sürdüm
kokunu bıraktığın her şey de
yokluğun yüzüme oturdu oğul!...
bir zaman
doludizgin koştuğum
ömrümün tozlu yolları
yelesinde rüzgar biriktiren tay
tökezliyor artık
içinden geçtiğim şehirler
kaldırımlarını yutuyor
hangi kentin tabelasına yaklaşsam
geç kalıyorum
ve
gece oluyor
ve
üşüyorum
ve
özlüyorum...
işte şimdi başlıyor
senin gerçek hayat hikayen
sen perilerin koynunda
yeni ufuklara yol almaktasın
ufkun açık olsun oğul!...
07-10-2008