Beyazı Siyaha Çalan O Rengi Tanıyorum
Beyazı siyaha çalan o rengi tanıyorum...
Tuzlu köhne bir sessizliğin başyapıtıdır kendisi
Dillerle dilsizleştirilen günlerin tasarımı
Tesadüfler parkında çıkışsız karşılaştığım
Binlerce insan, yaşamak diyorsunuz şimdi
Yaşamak!
Anlamı, anlamda bitirirken
Hükmeden terörlerinizle
Ismarlama aydınlıklara mayalanıyorsunuz.
Size üflenen ruhların cinayetini asıl
İçinizde işliyorsunuz...
Bakmayın aynalarınıza lütfen
Önce kibarlığınız etkiler sizi
Sonra eşsesli ruhların kimliğinde ararsınız kendinizi
Gölgelerinizde yeknesak yalanlar kurduğunuz bir geceyim şimdi
Ve kağıtlara yorumsuz teslimat yapılan bir harf
Şefkatinizden soyunan ruhlar geçerken üstümden ve ayırırken moleküllerimi
Giyindiğim sözlüklerimde, sözcüklerimdir delil yetersizliğim
İntihar ibra edilemez!
Boşuna uğraşmayın lütfen
Fuzuli aynalar anlatmaz size, içimin külfetli saatlerini.
Anlatmaz yaşam, siyah beyaza değmeyince...
Beyazı siyaha çalan o rengi tanıyorum...
Ayak seslerimden kağıtlara bulaşan bir mürekkeptir kendisi
Tanımsızlıklarda bir lekenin ihtiyatlı sessizliği
Rüzgar büyük bir sükunetin gece bekçisiydi.
Ara ara eser, çakıl taşlarından yaptığım bütün evleri yıkar geçerdi.
Kusursuz işleyiş işte!
Tek ipucum; ipi koparılmış bir cümle.
Sevişiyor siyah geceyle