Bıçak Sırtı
Can yangını gecelerde
ütopyaların boğum boğum olduğu
tirajı komik bir hikayeydi zaman.
Unutkanlık hastalığına yakalandı üstelik
bu biçimsiz ironi
şimdi kaç çeşit pişmanlık ikram eder misafirine?
Kendini bile çözemezken alışıla gelmiş muamma
her nasılsa
tarifi tanımsız bir telaştır
şiir yorgun yolculuktan...
Seferidir
tüm farzlardan muaf
ne zaman bağışlandı büyük günahlar
ve ne zaman diline düştü tellalın bu af?
Mürekkebi zehir olmuştur
kusar
kusar da yine yazamaz
kurban misali kurunun yanındaki yaş
sözden kurşunlara maruzdur
her hedefi tam isabet...
Bıçağın sırtıdır herkesin gerçeği
özetler kendini
kendi orjininden başlayarak kısaca
ezip geçer yüreği...
Çağ yangınında her bir nefes
is tutar soluk çaresiz
kuş tuzağındaki telli kafes
yakalarsa bırakmaz
kurtuluş umudun şefkatli ellerinde...
Vardır daha ödenecek bir çok kefaret
bulunca bir kefil kendi rızasıyla
cesaret ölçülürken
insanın feda edebilecekleriyle...
Atlanır önemli bir gerekçesi hayatın
her yalan muhakkak gerçeğe döner
gizli kalmaz hiç bir sır
sonsuzluk bir tek O'na mahsus
kilitli bütün kapılar açılır
Bulanırken beden
kına yeşili hayallere
otobüs duraklarında bekler esmer bir heves
o esmerlik ki
ölürken süratle masumiyet
küçük bir kız çocuğu suretinde
dünyanın elinin kiri....