Bir Şehir-Beş Şiir
//
Bileklerim asılı meydanda ki uzun söğüt dallarına,
Çentik çentik alnım öyle upuzun acı bir aşk misali.
//
Cigara ucundan küllere yansıyan yırtık pırtık döğüşler,
Sırf yakamoz hallerde mai intiharına meyl etmek için.
Ortalarda bir kadın güneşini çıkartıp asar dudaklarına,
Gözleri koşturan bir hayalet elinde ayna takılır peşine.
Yokuş yukarı doğan bembeyaz güvercinlerin yırtık göğü,
Bir bulutun tebessümlerinden kendine bakar mı acaba?
Kız Kulesi kentin sol yanına asılı aruzu noksan divan şiiri,
Belirsiz şairin ellerinde masumiyetini yeniden yaşayan.
//
Yalnız kıyılarıma yanaşıyor;
Filikasız bir vapur,
Ne el sallanmakta,
Ne bir mendil ne bir kol,
Çok seneler oldu gelen yok,
Pektabi giden de,
Uçsuz bucaksız dalgaların arasında,
Mendirekleri ısıran çehresiz rüzgar,
Ayalarımın kesiklerinden,
Feri kaçmış tümcelere sızıyor.
İki katlı ahşap bir binanın,
Tahta parmaklıkları,
Üzerimi kapatıyor gündüze,
Gece,
Ve yine bardak bardak,
Yağmur içen gece,
Yegane oyuncağım,
Mehtabın saçlarından yelesini yapıp,
Artık sallanmayan beşiğimden,
Oydurduğum,
Simsiyah bir kısrak,
Nefes alıp veren aşk ile.
//
Sunu//
Uzaktan uzağa bir tren sesi duyuluyor,
Melek düşlerinin üzerinden geçen,
Ölmekse ölmek yarı yaşar bir kent gibi,
Yaşamaksa en alasıyla İstanbul misali.