Çağın Aşk Direnişi
eski değil ki bu ağrı
yeniden deşilip en yeni baştan
kabuk bağlamayı kabul etmez
bir devrin öyküsü yazılmasıydı
bin devre bedel gerçeğin tarihe geçeniydi
her yaşanılan
kıskandığım değildi tüm mesele
eşi benzeri görülmemiş sevmelerimdi
ruhuma oyuk açan
hangi çağ devrimi diye sorma!
her çağın aşk direnişiydi
yüzümde sevinci bulutu çökmüşken
çöl uykulu kavurucu keder izi bırakan
düşünmüştüm-düşümdüm-düşünüyorum
şu can yakan-damar kurutan-ruhu küle çeviren
ateşbaz, acımasız zamanı
derinlemesine benimi, benimle düşman eden her şeye geç kalınmışlığımı
ufuksuz dünya ikileminde
dört duvar arasında sıkışıp
nefessiz kalma halimi
sorular derinleştikçe
kendime kalemimi kırma ahvalimi
biz neydik, neyiz, ne olduk diye sorup duruyorum kendime
birbirimize yürek olanız
ruh olanız
hüzün tabakasının en koyusunda bile
mutluluğun en küçük noktasında
sevincin misyonunu bulanız
büyük vakitler haritasında arıyorum bizi
bakışlarımın nisan istasyonlarından
sözlerimin peronunda gönül misafirhanemde ağırlayışım geçiyor
seyre doyulmaz vaktini
nice sevda şarkıları çalınmıştı yüzümüzün kederini söküp atan
sihirli sözcükler
utangaç bakışlardı mutluluğumuza mutluluk katan
şimdi!
amacı belli yolculuğun arifesindeyim
unutulan uykular
özlenen rüyalar…
aynı gök altında oluşumuzun bile
Allah’ın lütfu sayarken ben
yeryüzünde yaşanılan aşklardan öte
aşklanarak sana
buruk bir tebessümün dudağımda bıraktığı
huzur borcuyla sarsılıyorum
yüksek sesle
hatta çığlık çığlığa
boğula boğula
yıldızlara bakarak
adının her harfini haykırıyorum
ve ben seni
çok…..
çık dışarı şimdi
bak gökyüzüne
bir yıldız kanıyor
yüreğim gibi…
-n u r e t t i n ÖNDER