Çalıntı Replikler
Sevişebilecek kadar somutlaşmışsa yalnızlık,
Ve doruğunda isyanlar biriktirmişse gece, dolunayın;
Korkmalı o gece anasondan ve beyaz bir kâğıttan...
Çünkü karakalem çalışmalar olacaktır,
Çalıntı replikler ve alışılagelmiş fakat hala yadırganan acılar üzerine...
Böyle mi başlamalıydı bu şiir
Sonra sen, benden bir dokunuş...
Ve asırlar kadar uzak mı olmalıydın.
Ben susuyorum.
Kaldırımdaki çocuk ağlıyor.
Silmiş bütün ayak izlerini üstünden,
Biri sokak lambalarını açık unutmuş,
Biri kendinden kaçıyordu soluk soluğa,
Biri de terk edilmişliğini terk edecek yer arıyordu
Anılar göçe zorluyor kendini, gölgelerini bırakıp bir ölünün yüreğine...
Zanlardan sanrılara,
Senden, armağan ettiğin yokluğuna gidiyorum sessizce.
Bir terk edilmiş sahil yalnızlığı tadında...
Vedayı beş geçe hüzünler misafir oldu odama...
Yalnızlık en mat renkleriyle pastelleştiriyor gecenin karanlığını
Ve şöminede ki çıtırtı bir melodi gibi geliyor uzaktan uzağa kulağıma...
Ben de boş durmadım sevgilim
Geceyi yalnızlıklara boyadım,
Yalnızlıklarımı sen rengine
Bırak! Toplama sensizliğimi.
Derli toplu dağınıklardan olmasam da olur,
Dağınık güzellerin dağıttığı adamlar gibiyim zaten...
Ben bilirim mahlasımı
Ve ellerime en çok yakışan güz rengi çiçekleri
Sonra hüzün kırağısı saçlarına
Kimsesiz papatyalar takmayı ben bilirim.
Üzülme sevgilim.
Bu hüzün benimdir artık.
Ona da ihtiyaç var sensizlik kadar...
Hem son kadehti bu.
Sana olan sensizliğime kaldırıyorum bu yalnızlığı...
Yine geldik işte sona ve biraz da sana...
Böyle mi bitmeliydi bu şiir
Sonra sen bana bir sensizlik
Ve kalabalık yalnızlıklar mı bırakmalıydın?
(Satılık Düşler Sokağı'ndan Çalıntı Replikler)
ANKARA