Çanakkale
Sakarya Nehri sana,küstüde mi akmıyor,
Gediz ile Menderes niye dönüp bakmıyor?
Kızılırmak göğsüne kırmızı gül takmıyor,
Sana akışan seller,çok farklı ÇANAKKALE!
Toroslar'daki sis pus neden eksik olmuyor?
Erciyes'le,Uludağ bir araya gelmiyor.
Nemrutla,Ağrı öksüz gayrı yüzü gülmüyor,
Sendeki açan güller,çok farklı ÇANAKKALE!
Nusret mayın gemisi, geziyordu suları,
Düşmanların mermisi elerken kıyıları.
Karadan ve havadan,tutulmuşken yolları,
Şerbetin içen diller,çok farklı ÇANAKKALE!
Dünya gözünü dikmiş,saldırıyor karaya,
Kuduz sırtlan sürüsü,zehir kusar oraya.
Türk'ün gücü merhemdir,kanayan her yaraya,
Sana uzanan yollar,çok farklı ÇANAKKALE!
Çiğnetmedi namusun,nesli Asım orada,
Sana koşarak gelen,şimdi senle karada.
Şefkatinle kucakla,sev onları arada,
Seninle geçen yıllar,çok farklı ÇANAKKALE!
Resulün ümmetiydi,o sancağı dik tutan,
Arkasındaki bilek,mavi gözlü komutan.
O kadar huzurluki,inan bağrında yatan,
Sende açılan eller,çok farklı ÇANAKKALE!
Vatanın semasını,kaplamış kara duman,
Bütün beşer yüklenip,bize vermezken aman.
Takatımız nerdeyse biterken hemen hemen,
Sen için doğan kullar,çok farklı ÇANAKKALE!
Gelinlik kız gibisin,sana düğün çok yakın,
Şuheda olmak için,koştular akın akın.
Gayrı ak gerdanına beşibirlikler takın,
Sana ödenen pullar,çok farklı ÇANAKKALE
15.03.2010