Çıkmaz
kabuksuz yüzerken yalnızlığın koyu dehlizlerinde,
iki dudak arası duraksadık umarsızca bilinmeyene.
suçlu arıyoruz cevaplarımızın her kelimesinde,
zararların köşesinde kendimize sımsıkı tutunup
yanlışlardan çıkan bir yol bakınıyoruz şu kör halimizle.
bilmiyor muyuz kıvrandıran boşlukların verdiği
yapayalnızlık dediğimiz bedenle ruhun kavgasını;
dibine düşerken bile, sonuna varmadan önce
bir yerlere sarılıp içinden çıkmaya çırpınmasını?
sahi, ne zaman unutmuştuk ki beraber kalmayı;
beraber olup, zamanların içinden gökyüzüne dalmayı?
bir şeyler yanlış, bir şeyler yanmış ömürlerimizde
yokluğuna büründükten sonra yapacak bir şey kalmayınca
farkının son istasyonuna varıp da uyuyakaldığımız.
ya kapıları kendimizde arıyarak yapıyoruz en büyük hatayı
ya da başkasını bekleyerek yaşıyoruz en çıkmaz hayatı..