Çürümeye Bırakılan Sandallar
hayallerimizin ceplerimize sığmadığı yıllardı o yıllar
yıllarımıza zemheri vurdu hayallerimiz hala ilkbahar
…
daha “evvelim sen oldun ahirim sen” diye havalanmamıştı
Neşet ustanın bozkır tenhası sesi
kuşun kanadı kırılmamış
karıncanın yuvası bozulmamıştı
henüz kirlenmemişti sular
ajanslara kan kokusu sinmemişti
eski zamanlardı bir ömür kadar eski
şiir gibiydi kadınlar
üzüm buğusuydu sesleri
dokunsan kırılırdı kanatları
kimi Kürk Mantolu Madonna
kimi Nilgün Marmara
hepsi Türkan Şoray'dı
yazlık sinemalar
cep foto romanlar vardı
Malkoçoğlu üç beş oku birden atar
Tarkan kurt sütü içerdi
jilet artığı şarkıların kavak yelleri eserdi başında
şiirler anarşist ruhlu ama umutluydu
aşk çürümemişti ucuz alyanslar ile
sevda dedikleri bir yastıkta kocamaktı
biz daha büyümemiştik
her doğum gününde çocuklaşıp büyümek istememiştik
hayat acı emzirdi bize
büyüdük...
tahtadan kılıcımızla kötülüklere direnirken
kötülüğün koynunda büyüdük!
bizimle birlikte şehirler büyüdü
şehirlerde acılar, şehirlerde kötülük büyüdü
şirketler, süper marketler
üniversiteler, siyasi partiler
hapishaneler kap kaçlar, vur kaçlar
tacizler, tecavüzler
aldatmalar, kürtajlar
boşanmalar, yetimhaneler büyüdü
biz büyürken nasıl küçüldü dünya?
ozon tabakası nasıl delindi?
ormanlar nasıl yandı?
onca hayvanın nesli nasıl tükendi?
ekmekler çöpe atılırken
Afrika da çocuklar nasıl açlıktan öldü?
kadın sığınma evlerinde kadınlar nasıl satıldı?
çocuk yuvalarında çocuklar nasıl dövüldü?
vahşi kuşlar mı kondu gözlerimize?
zehirli çiçekler mi açtı dilimizde?
nasıl böyle acımasız, nasıl böyle kötü olduk?
nokta kadar menfaat için
nasıl virgül kadar küçüldük?
şimdi;
kimimiz mutfağında yalnız bir anne
kimimiz hayat yorgunu bir babayız
hadi sil göz yaşını
at ölü toprağını üstünden
bütün ışıklarımız sönse de bak yıldızlar nasıl parlıyor
nasıl gülümsüyor ay dede
kulak ver de balıkçıların şarkısını dinle
heyamola…
heyamola…
zaman denen bu kaypak rüzgar
bozmasın bizi
sevgi yelkenimiz
dostluk filikamız olsun
rüzgar dinse de bitmesin fırtınamız
aşk…
zulada bir şişe şarabımız olsun