Damlalardan Hükümran
Defedilmiş bulutların dönüşüyle karanlık bugün şehir.
Yıldızlar görünmedikce, kimse bu kolay incinebilen düşte
Asla sonu bulamayacak ve anahtarsa yağmurla düşebilir,
Şehrin en ücra ve kimsesiz yerine.
İntikam taçlandırılır, bir ünvanı olurdu,
Mazgallara, damlalarla ne getirebiliyorsa ardında.
O zaman yağmur, her vuruşunda olman gereken tarafı anlatıyordu
Ve bizse bulutlar gidene kadar mücadele ediyorduk birbirimizden uzakta.
Şehrin kalabalığı ve şişman hükümranı dolup taştıkça,
Bir telaşla evine koşuştururken koluna çarpan,
Seni bir hışımla yere düşüren her insan;
Zamanında, düşersen seni kaldıracağını düşündüğün
Ama yüzün her damlayla buluştukça,
Dönüp bakmayacak ve umursamayacak olan yine kötü biten öykün.
Şimdi biz sadece intikamın hükümdarlığına siper açamayacak olanlarız.
Sen mazgallara akıp gittiğindeyse,
Onun o insanların korkularından ve özlemlerinden beslenen gücünü anlar ve pusarız.
Her yeni yalanda gözlerimi kapatmanı özlesem de,
Onların, doğrulardan daha doğru olmasının acısıyla bir tutarız
Kalplerimizi, birbirimizden fersahlarca ötede.