Denizin Sesi
Sadece İstanbul..
Mavi bir serinlik
İki açık kapıdan süzülür Haliç’e
Unutmak ve anımsamak arasında bir incelik var
Göz kırpsan kaçar zaman
Tiz bir ses yükselir ansızın karanlıktan
Yeniden bir bekçi aranır bu eksik dizelere
Uykusuz nöbetlerde yankılanır adın
Adın
adım adım uzaklaşıyor zihnimden
Sonrası yine o bitmeyen İstanbul
Akşam
Suskun ve kızıl bir şey bırakıyor
Pencere pervazlarına
Renklerin tutanaklara girmeyen
bir geçmişi varmış
Haliç susuyor
Ama
suyun üzerinde
bir vapur ıslığından anlıyorum bunu
iki yakayı birleştiren vapur
iki ayrı zamanı taşıyor
Dalgalarda bir isim dolaşıyor
Silinmiş bir afiş
Mürekkebi ıslak
Rengi suskun kızılı
İki yakalı şehirde
Bu ülkede
Bu yeryüzünde
Aşk etrafına bakmayı öğretir ilk önce
Aşk politiktir
Şehir susar
Ülke susar
Yeryüzü susar
Gökyüzü açıktır
Martı sesi
Polis sireni
Gece vardiyasından eve dönen işçinin türküsü
“Hava Marmara kokuyor”
Sonrası yine
Sonrası İstanbul
Sonrası küçük bir nöbettir
Şehrin cebinde bir not
Bir isim
Bir tarih
Yalnızca birkaç harf
“Biz”
Şehir denize doğru yürüyor
İstanbul susarken söyler sözünü
Denizin sesi politiktir.