Derin Sukunet İle Başlar Her Şiir
tam da böyle anlatırlar bu diyarda
yoluna düşer gönül ehli bir karanfil...
alınyazım,
tılsımım,
derin sukunet ile başlar her şiir...
feyz alır bülbül
gülün yaprağından...
aşk;
bu sanır cilveli bahar
umudu türkülere boyar zaman
işte bu yüzden gece gözlü kadınlar bilir
kelebek sevinçleri...
üstelik tuhaf durmaz üstlerinde sevda
yürürken yarınlara...
sahi;
hicranı rüzgarına vuran bir eylül gecesinde
göğsüne bastırarak özlemi
uykularına yenik düştün mü hiç ?
sahi;
karanfil rengi düşlerin ertesinde
avuçlarındaki hiçliği sevdiğin oldu mu?
bir sızı düştü mü yüreğinin tam da orta yerine?
bu yüzden mi nabzın yavaş atar elin bir çiçeğe dokunurken ?
bu yüzden mi gül ve bülbül hikayelerini bilirsin sadece ?
adın;
aynamın sırrı..
sevdan;
bir kurşun...
yüzümü,
bedenimi,
yüreğimi sarmaladın
bu nasıl sevmektir
kanına kan,
canına can dedim...
herkes
her şey
her yer bitsin...
sen kal !
aya karışır hasret feyatlarım
başucumda bir melek ...malum !
ahh gözlerin
ah gözlerin celladım...
8-2-2012
beşiktaş sahil...
not;
"bana ait bir şiirin,
sana ait öyküsünde
ateşlerden kar yağar üstüme
hey deniz !!!
ben gibi üzgün müsün?
yetim gibi bakarsın sende yüzüme...