Derinlerde Deliren Zamansız Densizlik
çok acıktım yine!
geçmişimden beri
kıt kanaat girdi lokmalar mideme
ah! ne güzel olurdu
şöyle az tuzlu deniz
ellerimle tutsaydım çöpçü balıklarını
kayalıklarda cızbız ederdik şımarıklığımızı
yanına mis gibi yosun ve iyot kokusu
kuma karışmış parçalı bulutlu gökyüzü
deniz kabuklarından yaptığım kalbimin köşesinde
arada bir ağlasa
alsaydım sularını dudaklarımın arasına
sonra başımı kuma gömseydim
görmemek için renklerin neden değiştiğini
bir günaydın
ah be!
sadece bir günaydın diyebilseydim, açıktan geçen yelkenliye
vallahi kızmazdım sabah mahmurluğumu bozan görüntüsüne
günaydın
gün/aydın
gün'le aydınlanmış gözlerimi çevirseydim derin densizliğe
kalsaydım sessizce
sudan tellerle bağlasaydım aklımı, kumdan kalem/in zindanlarına
muhabbetin müebbet kuşuna takılsaydı ruhum
uçsaydı güneşe, yansaydı kanatları, düşseydi maviliklere
yüreğimi batırsaydım okyanusa
dalgalarında gezinseydi ellerim
gün/aydın olsaydı, ben doğudan batsaydım