Dil Umut Müjdeler Aslında...
Ne kadar sertleşebilir ki bir dil?
Bekâret kuşağı mahiyetinde
Bele değil belki ama,
Sessizliğime bağladığım kelimelerimle
Gözlerimi şafak kızıllıklarına asıyorum.
Gün sana,
Yüreğim yağmura dönmekte.
Düşecek bir damlasına muhtaçken
İçine umut sıkıştırdığım yağmurun,
On iki kavmin on ikisinden de
Paya düşen lanetin karanlığını daha ne kadar yüklenebilir
Umudu yağdırmaya yeminli bulutlar?
Baharsız kalmış yaz kavrukluğundayken yüreğim
Kulağım varlığını muştulayacak ayak sesi yankısında.
Gerçi gelsen ne olacak,
Kapı duvar zaten uğrasan da mekânımda...
Renkleri solmuş hayatların soluğa açılan pervazlarında
Sıyrılan tüm kelimelerden daha çıplak kaldı ölüm ;
Çünkü,
Her taşını ezbere bildiğim şehirlerde bile
Sıfatsız bırakıldı efkârın gölgesine bürünen kadınlar...
Ben küllerimi denize serpsem ne fayda,
Göz alabildiğin maviliklerin hasatı da olmaz ki bu dünyada.
Dilimin zifafından sonra
Beni de aydınlıklarla gitti sanıyorsun ya
Buradayım,
Hüzünlerimi güneşe astım,
Kışa hazırlık yapıyorum aslında.
Haziran'2009