Dört Mevsim Tadında Aşk
dört ay geldi ve geçti..
ne mevsimler erittik gönül ülkemizde..
yaz geldi güneşim oldun..
hani yaz doğar ya Haziran'da..
sen de öylesin işte, gerçek yaz seninle başladı bu hazin ayda..
derken sonbahar geldi..
yapraklarımızı çok önceden dökmüştük hayat çöplüğüne..
aksine aşkın yeniden yeşerdiği mevsim oldu sonbahar bize..
bir eylül sabahı nefesini dudaklarımda hissetmek kadar daha can alıcı ne olabilirki..
eylülün serinliğinde kim nefesin kadar daha yakın olup beni ısıtabilir ki?
geçti işte ömrümün son baharı..
her güz bi ilkbahar tadında artık hazan mevsiminde..
kalbim gökyüzünden yağan sonbahar yağmurları kadar berrak..
ama kalbim hep yaz tadında nefesin kadar sıcak..
yağmurlu bi yaz akşamı korkunç gök gürültüsünün korkusunu,
hasretinden başka ne yenebilir ki?
beni kim sevebilir?
tadamadığım duyguları bir rüzgar gibi kalbime çarptığın kadar?
kim özledi beni bu kadar?
kimin hatrında kaldım?
kim bensiz bi hayatı düşünemedi?
kimi kelepçe yaptım bileklerime?
kime mapus hücresi oldu yüreğim?
hiç kimse..
içinde 'sen'den başka, 'sen' diye niteleyemeyeceğim hiç kimseye diyar olmadı bu yürek..
çok aylar geçti sevgilim..
yine çok günler, çok aylar, çok yıllar gelip geçecek..
üzüntümü şarkılarla anlatamam az kalır, göz kapaklarımdan anla saçıyorum hastalık..
ama şunu unutmaki, aşkım masum bedeninde asla kirlenmeyecek..
dört mevsim dört ay gibi, yüreğimle yastayım..