Dudakların Gece Öpüşü...
/ Dilinde tutuyordu halkalanan nameleri
Aynadan süzülen tapınmalara /
Tanrı sunağında sarmalanıp
soyutlanan cennet bahçesi
yarım kalmış hasrete naif.
Gecenin son perdesine inerken seher,
gün battığı gibi kimsesizliğe kefil,
şarkılar sus verdi kırmızılığa.
Ne sen
Ne ben
Kundaklanırken hava nefesimde
Gözbağımdan çözülen düğüm alev, alev
Hangi zayıflığından söküldün de dikildin
göğü yırtarak.
Heybetin korkutmuyor beni
çarpınca ıslak, ıslak...
Dünyanın damından sıyrılıp
taç yaprağına sarılan zaman.
Gölgelerine filizlenirken vakit
deniz krallığına hicran dalgaları kükrer.
Azap içinde yandığım vicdan harelerinde.
Kızıl şafağın bekçileri gözlerimi arar
Gün doğmasına yatkın debelenişim
Yıldızları seğirir kirpik kirpik
Akşamdan kalma değil,
akşamlara kalır.
Tafralarım kadeh,
buruk vuruldukça damakta.
Yürek hırpani
soğuk rüzgâr okşayışlarında
kırbaçlar sessizliğimi.
O şarkı tekrarlandıkça,
sabah saldırır
dudaklarımın çatlaklarına.