Dudakpayı Sus Döküldü
Başını eğmiş yanılgım;
Suçlusun! Sanık sandalyesinde..
Kuşku mudur?
Duyumsuyorum
Keşkeler kurcalayan beynimde
Sensizlik alışkanlığıma saplandı
Savruldukça gözlerinin deminde
Düşü ilk kez belleğimde ezberledi
/Bakışları kadar anlamlı ve vazgeçilmez
Nedeni ruhumun aşk kaprisi,
Toplanda gel hadi yazılmış kaderim/
?Ahhh..'ah
İnan bilmiyordum heyecanı ya da korkuyu
Anımsat ağırbaşlılığımı unutmadan,
Tekrarlanan söz olduysam cümle gönlüne
Şimdilerde bir şiir demle yüreğime
Kifayetsiz kalayım sırılsıklam
Güvenmeye meyilli miyim?
Aldırma.. ben bunu hak ettim
Savruldun gözlerimde kan kırmızı
Buruk acı sözlerim olacak elbet sarhoş
Hepsinde tütsülenmiş saflık nedense
Payına düşenler;
Şimdi bin bir neden tebessümünde
Olgunlaşıyor kavruldukça içinde
Yaralandıkça
Güçleniyor kara kalemin de..
İfadesizleşmeden!
Her çağrı, her söz, her yakarış, her düş..
Kıskansa, bağırsa, kısıtlasa, hesap sorsa..
Hatta sahiplense tüm öpüşler
Oysaları geçtim
?Dilinde tek sermaye
Adım da kalsa
Mecnuna denk olsun'
Yüreğimdin diyebilesin
Duygu toprağım!
Dudak payı sus döküldüğüm
Rabbim yazımı doğru kişiyle yazar
Sualsiz gönlündeki murada niyaza
Düştü azrail sorgusuz gözyaşlarıma
Bilirim
Ki özletir hayali
İki şirin gamzesinde
Alabildiğine
Ve içimde acemi aşk
Derin enkazda hecelerinle sustu
Gökyüzüne gitme vakti..