Dur Biraz Daha
biz
pay ederken bir kasabanın nefesini dudaklarımızda
ve tam da vazgeçmişken
hani ölüm arifesinde
sahte iyot kokuları inerken saçlarımızda aşağı, yağmur gibi
yıldızı kör
ay'ı topal
kaldırımdan inerken aşağı
yok, yuvarlanırken tepe takla
kar topu misali
çocuklar büyüyorken hani
zeytin tomurcukları zamanında
geldiğinde sen
kırk hatırlık kahve misali
falımıza sıkışan avuçlarımız
dün silik bir film misali
fikrimizde savunmasızlık
mutsuzluğa dair
ışığı kurşunlanmış hayatın
yaralarını sarmak istemezken canımız
can çıkan hırıltılarımız kursağımıza sıkıştığında
hani
teslimiyetin ak rengini sunarken can alıcı meleklere
dur dedik
dur biraz daha
geç indi perdemiz
gözlerimizin ferine can veren gözlerimizin renkdaşlığı
yasak gülüşlerimiz
yükseldiyse denizin on dördü gibi, saklı
bırak hayat
biraz daha
biraz daha öpüşsün nefeslerimiz
şehir kayalarında
ergen çocukların yamacında
bırak
biraz daha...
?' yarım asırlık çınar misali sevmek seni, güz düşmeden ?'