Dururum
Antikaya çıkmış sevdama bakarken
Tutuşan bulut gibi doldu gözlerim
Ne ağlarım ne gülerim dili lalım
Yenilgi almış gibi gezer dururum
Eyy ! zayıf kollarım toprakta yoğurdun
Taşla çakalınla ömrümü doyurdun
Ne giderim ne kalırım ah u zarım
Ak düşmüş gençliğimi boyar dururum
Üflenmiş alev anılara dalarken
Ateşsiz bir humma gibi her tarafım
Ne yutar ne kusarım boş bir mezarım
Sağ ile ölüyü seçer dururum
Sırtladığım kamburu atmak isterken
Şarapnelden dağılmış her bir dileğim
Dileklerime dilekleri adar iken
En kuytu köşelere siner dururum
Çılgın naralar atarak bağırırken
Toprağın kollarına düşer cesedim
Ne toplar ne gömerim yok oldu benzim
Benzime benzinleri döker dururum
Vazgeçmek mümkün mü diye düşünürken
Buz tutmuş anılarla tir tir üşürken
Güle konan bülbül gibi sevişirken
Bu viran ayrılığa ağlar dururum