Düş kırıklığı
beni arayacak olursan 'öl diyeceğim'
soracak olursan 'sus'
içinden geçtiğin yitik kentler gibiyim ...
bu yer altı arenalarda
yenilgilerle başladı
ve yenilgilerle bitti kavgalarım
zaten
benim gövdeme yoktu güvenim
üstelik düz ve uzun değildi saçlarım
tutsam
boynunu uçurmaya
ellerimde belki kararlı duracak kılıç
- kahretsin!
gözlerine sonsuza dek mağlubum -
kitaplar okumuştum oysa direnişe dair
sakal uzatmıştım erkenden
ensemde kahraman dövmeleri...
kendimden büyük görünmeye
senin için on beşimde başladım
babama göre
bu halimle ben tam bir spartacus
şiirlere göre maceracı bir korkak
kendime göre ise
'çevir yüzünü' yalan konuşamayacağım
gidişin
göğsüme bırakılan masalın adı
bir kez okudum da seni
beni alaşağı etmene ilk sayfada yettin...
beni soracak olursan 'iflah olmaz biriyim'
neden diyeceksen 'sus'
kendinden geçen denizler gibisin işte
bu kentte
doğan her yeni gece
zemini delik ahşap teknelerden beter
hangi yöne kürek çekersem çekeyim
izsiz bataklıklara beni dikine indiriyordun
besbelliydi
zaten "aşkın " yüzüne yoktu güveni
kaldı ki kalbine attığım ilk kulaçta
limanlara ihanet ezberleten gemileri bile kahrettin
nasılsın diye soracak olursan
sus!
'sana göre ben
saçları biteviye kısa ve yakışıksız biriyim'
bana göre ben
'dön yüzünü' babama içyüzümü göstereceğim