Düşün
Güneşin gezmediği bir yer düşün,
Karanlığın hiç dinmediği,
Gecelerin bitmediği,
Kendi dünyanın
Hiç dönmediğini belki,
Alabildiğine sessiz,
Anlamdan yoksul...
Düşün her gün,
Her akşam aynı şarkıyı dinlediğini,
Ezbere bildiğin acıları,
Kalbini kanatarak
Ezberlediğini yeniden.
Çoğu zaman ölmeyi isteyip,
Kendi kendini idam ettiğini,
Ve bir türlü beceremediğini ölmenin...
Düşün darağacı gölgesinde,
Ölümünü seyretmeyi,
Bedenin değil,
Ruhun dünyanı terk etmesini,
Arafta kalışını,
Boşluğa düşmeni,
Lâl kesilmeyi,
Her şeye rağmen
Sessiz kalmayı,
Unutulmayı!
Ve çok sigara içmeyi...
Düşün doğan güneşin
Kalbinde ki buz dağını yıkamadığını,
Yıkayamadığını tonla akan gözyaşının,
Anlamdan yoksul geçmişini.
Bilakis yüzüne çarpan gerçeklerin,
Yalan yüklü olduğunu bilmediğini,
Her şeyi sonradan anladığını,
Aslında bir anlamı olmadığını,
Yine de bir anlam aradığını çaresizce...
Düşün cevapsız sorulara atmışsın kendini,
Ne bilenin var ne yol gösterenin,
Kendi çöplüğündesin,
Kör ülkesindesin,
Dilsizler şehrindesin,
Sağırlara laf anlatmaktasın...
Şimdi düşün sevmeyi,
Elinde bir sigara,
Sessizce terk edilmeyi,
Hatta terk etmeyi afili,
Kalbinde biten yangını,
Yalnızlığın getirdiğini...
Sadece düşün,
Düşün ne uğrunda öldüğünü,
Ve bu uğurda kendini öldürdüğünü...
05.54
21.05.2012