Ecdadın İzinde
"Kökü mazide olan ati, iz bırakmış yiğitlerin izindedir."
Kadim bir çınarın gölgesinde başlar yürünen yol,
Zamanın yıpratamadığı sağlam bir surun dibinde,
Eski bir kitabenin, dünden bugüne fısıldadığı tarihin koynunda...
Geçmişten geleceğe köprü kuran o sarsılmaz irade,
Bize vatan kılınan toprağın bağrında yükselen bir adalet meşalesi...
Asırlar devrilir, ama o kutlu ayak izleri silinmez,
Rüzgâr sere serpe taşır atların nal seslerini ötelerden.
Benim gönlümde bir vefa sevdası;
Bir abide kadar dimdik,
Bir dua kadar samimi,
Bir/az da mirasa sahip çıkmanın verdiği o ağır sorumluluk...
Ah! Ben bu şuuru kime anlatayım?
Kökünü unutup rüzgârda savrulanların arasında,
Ecdadın bastığı toprağa hürmetle basan bir yolcuyum.
Tarihin değerini gölgeleyen bu telaşlı çağda,
Koyun beni dedelerimin bıraktığı o pak izin takipçisi kılın,
Kuytu ve dürüst bir duruşun kucağına,
Kök/süz kalmayayım...
Kaç fırtına koptu bu topraklarda, bilir misiniz?
Kaç kere küllerimizden yeniden doğduk,
Kaç kere ecdadın duasına sığındık?
Anladım ki şimdi ben,
O şanlı tarihin omuzlarımıza yüklediği mukaddes yükün bilincindeyim...
Şimdi bir/az da
Geçmişine sırtını dönen vefasız yürekler utansın,
Ecdadın emanetini heder eden sahte sesler sussun,
O kutlu izden giden, vatanına ve sevdasına sahip çıkan yiğitler var olsun...