Elif Be Te
bu sabah bir adam caddeye düşen
kavak yapraklarını süpürüyordu
yeşilimsi bir elbise
eski bir kasket başında
ne genç ne ihtiyar
50 ya da 55 yaşında
elinde uzun saplı süpürge
habire
sallıyor yere
bıkmış gibiydi yaşamdan
yüzündeki çizgilerle
az ileride bir kadın
belkide karısıdır adamın
kirli gri bir çabutla çevrili
bir telaşla düzenliyor sergiyi
rengi solmuş karpuzları diziyor
dometeslerin çürük taraflarını
saklıyor kendinden utanmamak için
küçük kız çocukları düşmüş yollara
incilin kutsal buyruğu
rahibe örtüleri var başlarında
umuzlarında yeşil kumaştan bir heybe
içlerinde
elif
be
te
yol boyunca her şey dingin bir nehir gibi
akıyor yoksulluga
yolları süpüren adam
akşamın alaca karanlığında
dönecek evine
yorulsada
yaprakların peşinden koşuşturmaktan
karpuz satan kadın
gururu ile para kazanmanın
toplayacak sergisini yarına
geleceğimiz çocuklarımız
sökecek arapçayı zamanla
ve biraz daha
kararacak alın yazıları
biz izleyeceğiz olan biten herşeyi
uzun metrajlı bir korku filmi gibi...