Emanet Gözyaşları
zaman aşımına uğruyordu
dudaklarım arasından
sıyrılan sözcükler
kökünden deşip
savuruyorum
klişeleşmiş şu hayatın
fitursuz zaman sahnelerine
özlemine kaç türkü sığdırdım
şu ayaz karanlığın
üşüten koynunda
her türkünün
bağrımdan sökülen
ten kokunun
hatırına
bilmem kaçıncı zaman koylarında
isteyipte belkide asla sahip olamayacağım
ama umutsal hasretlerle dağladığım
o gözlerine
ithaf olduğunu
haykırsam şuracıkta sana
sen bile acısına yıkılıp
sırtında bir öfke torbasıyla
emanet bırakırdın bu şehire gözyaşlarını
emanet bırakırdın çünkü ;
gözyaşlarını değerli bilirdin kendince
al senin olsun gözyaşlarım
sakla kuytu bir köşede
mezarım başında dökersin toprağıma
kendime ağlamış olurum en azından
ilk defa...
sakın ha !
dökme o vakit gözyaşlarını
bilirim emanettir gözyaşların,
toprağımdan çalarsın
alıcak can bulamayınca ...