En Tatlı Mutluluk En Derin Acı
Akşam üstü mesai dönüşü uğradım bizim manav efendiye...
Dünyanın en tatlı mutluluğu ve en derin acısından tart ordan dedim...
Para bile istemedi benden..zaten beş parsızdım doğruca evin yolunu tuttum.
Ne varsa serdim mutfaktaki tezgaha ağrıtan,ağlatan,güldüren,düşündüren,gün be gün öldüren..
Hepsini yağda kavurdum...
Soğan mı acıydı yoksa başka birşey mi bir süre anlamaya çalıştım nedir bu akan yaşları başlatan..
Birazdan da midem aşınacak biliyorum hergün aynı şeyleri yemekten bu sofradan..
Soğumaya bıraktım balkona ne varsa üzerinden buhar tüten ve bir sigara dumanında boğularak sessizce zehirlemeye başladım kendimi...
Ne var bu pişenlerin içinde bilmiyorum lakin bir tutamı bile şair yapmaya yetiyor adamı...
Karaladım yine birşeyler ve yine usul usul beklemeye başladım soğumasını...
Takvim yaprakları savruldu bir bir ama o tencere soğumadı nicedir...
En tatlı mutluluk en derin acı...
Sen bir türlü soğumadın içimde derya...
(Lösemi Hastası Aşkıma)
Seni Seviyorum Birtanem...