En Tehlikeli Oyun
Kedilerin bile dönüp bakmadığı gecelerde yürüdüm.
Sadece, bir pardesünün eteği arkamda,
Ağaçlar da eğilmiş yatıyorken süklüm püklüm,
Suretler bile insan kılığında.
Kimse bilemezdi zerafetin, bir gün gösterişsizleşebileceğini.
Kimse tahmin edemezdi, sinekliğe takılabileceğini mağlubiyetlerin.
Kimse anîden zehrine kurban olamazdı, bir aşkın en fâni,
En mavimsi halini tadabiliyorken geceleyin.
Kader gibi haince kanırtabiliyorsa lâkin, en geç vakitte,
Bilinse bile, akıl almaz bir şekilde anî
Gelebiliyorsa göğüs kafesinin içindekine,
Onu umuttan soyar alırdı, edipsizcesine.
Ama kimse bilemezdi,
Taşları kalkmış sokaklarda
Esinti ve kurumuş yaprak sesleriyle raks edip,
En berbat şeylerin şarkısını ezbere söylerken,
Tüm bu döngü ne kadar bâki,
Ne kadar âfâki olsa da,
Dindiremez yarasının acısını, bir başka dudak emip,
Kendi bile ölüyorsa, dışarı atmaya çalışırken.