Eskimeyen Dost
eski dost,
varlığı üzer, nasıl bu hale geldik dersin,
yok sayarsın;
sonra bir gün, iki kişilik düşünmek/yaşamak ağır gelir
"kayıtsız bir razı oluş" başlar,
ve dersinki:
"aldırma deli gönlüm, giden gitsin sen şarkılar söyle içinden boşver."
düşmüş bir uçağın karakutusudur artık,ve
kalbin üstüne sinen hüzün bulutu.
her iki taraf da bir şeyler öğreniyor olanlardan.
ders değil ki oturup çalışalım.
acıyla azalarak öğreniyoruz.
sonra bir bakmışız ki dere tepe düz gitmişiz, bir sürü anı biriktirmişiz.
ve başına "eski" sıfatı eklemişiz,
kendisi "eski" sıfatını almış olsa da anılarınız hiçbir zaman eskimez.
sonraki "yakın" olmaktan çıkma süreci başlar
dünyanın en sancılı sürecidir.
neyse ki,birebir aynı şeyleri yaşamış insanların olduğunu görüp
bir miktar hafiflersin,
eskiyi,
elbet bir gün;
arar,ararsın;
"eski dosttan düşman olmaz" sözleri dökülüverir ağzından
adeta başrolde sizin oynadığınız çocukluğunuza ait
bir filmi izlemek gibidir eski dostla muhabbet
geçmişin tozlu sayfalarında kalmış,
hatırlandıkça kişiye gri bir hüzün yaşatan,
zamana karşı zayıflığı hatırlatan.
değişimin yolları ayırabildiğini farkettiren;
ama gidişiyle de bir şeyler katan,
eski bir dost,
bir şeylerin değişmesi gerekir ucundan kıyısından.
'asla değişmez' denilen şeyler değişir.
'eski' olmaz insan kolayca.
çaba varsa, istek varsa, karşıdaki insana ve/veya
anladım ki!
eskiye kızdığımız şeylere artık kızmaz olmuşuz.
hatta öyleki on yüz bin milyon bilge gücünde olup,
her şeyi hoşgörüyle kabullenmeyi öğrenmişiz.
hafif bir tebessümle başımızı sallayıp, "heyhat"demişiz
çekilen ah'lar, yaşanılan onca güzelliğin verdiği mutluluktan
daha çok acı vermemeli,
hele pişmanlık hiç.
bir gün;
bir sarılsa, bir sarılsa; o eskiyi geri getirse,
günümüzü böyle geçirip yine sabahlasak
buz gibi soğukta tek ceketin "sen giy, sen giy" diye sahip bulamadığı
ve beraber üşümek için giyilmediği gibi/kapansa o karadelik,
ceketi uçurup götürse,
yuttukları ile kalsa ve çıksa aradan.
.../insan shakespeare'in sözünü hatırlamadan edemiyor:
'her dost dosdoğru dost olmuyor.'
zaman birçok şeye ilaç oluyor,
birileri kolayca giderken,
birileri yavaş yavaş kapınızı çalıyor.