Esmer
sürgünde ölür
umut ;
kan oturmuş bileklerden kelepçe izlerine bakıp
esmer şişeler açarsın
bilmediğin lisanda konuşurken, buz tutan havuzlarda
uçmaya üşenen kuşlarla
titrek bir şarkı düşer diline
'bu şehir seninle güzel
gel ?'
gücüme gidiyor zira
memleket ve sen
bu kadar uzakken bahardan
öksüzlüğümden can kırıkları dökülürken hele
kar niyetine.
şubat'ta sevdim
gözlerine düşen kaldırım ışıklarını gözlerinden takılıp
kar izlerine
ve
üşürken ve düşerken sureti aşkın demine
çay bardağına sardık
avuçlarımızı
korkuyorduk oysa
akşamı okuyan minarelerin ışığından
her karanlık bir ayrılık şiiriydi, şairi meçhul
ve cümleler vururken şakağını özlemin
her gidiş
kan tükürüyordu
şehir kurnalarına gizliden
belki de
kan ağlıyordu evin zoraki yanan ışıkları
en kadim dosttu
sarhoşluğun dizleri boşaltan korkusu
bu yüzden boşalttık şişeleri, bu yüzden göçtük
sürgünde öldürdük
umudu
dilimizin bağcıklarını çözüp
esmer şişeler açtık
bilmediğimiz lisanda konuşurken, buz tutan havuzlarda
üşengeç kuşlarla...