Eylül....
Geldi çattı yine eylül...
Yapraklar yine düşüyor yere;
Tek tek bir ömürden gider misali...
Her gidende bir insan;
Her insanda bir can doğuyor yarınlara...
Sonsuzluğa gebe kalıyor sonbahar.
Eylül kaşlarını çatmış;
Efkarını ekime bırakıyor.
Ekimse geleceği günü umutla bekliyor...
İnsanlar...
Onlarsa hala yaz kalıntılarında...
Temmuzun heyecanını ağustosun böceğini konuşuyor.
Ama artık,çok geç ki;
Akrep yelkovanı,yelkovan akrebi kovalıyor....
Gün doğup batıyor,Ay karanlık yüzünü gösteriyor
Gecelere yıldızlar boşalıyor
Evren zifire dönüşüyor
Ve zaman...
Su gibi akıp geçiyor
Bir gün oda bizim gibi göçeceği günü bekliyor,
Oda işlemeyecek artık...
Güneş ısıtmayacak bedenleri,
Aksine yakacak...
Sonra ölümsüzlüğün adına hayat diyenler;
Hayatlarıyla son bulacak...
Çocuklar çıplak ayak;
Gençlerse çırılçıplak gezecekler...
Yağmur...Yağmur hep bir yerde dolacak
Ama;bu defa serinletmeyecek bedenleri
Toprağa karışıp öylece ardına bakmadan;
Kaybolu verecek göz önlerinden...
Camdan bakan kimsede kalmayacak artık...
Gözyaşları öylece pınarlardan boşalacak
Ama kimse; hissetmeyecek...
Mendiller kuru,yürekler ıslak,
Bedenler çürük,kemikler çıplak kalacak...
İnsan kaybolacak...
İnsanlar kaybolacak...
Biz...
Bizler yok olacağız;
Hemde yarının doğuşunu
Bir eylülün daha geleceğini bile bile...
Yok olup,göç edeceğiz sonsuzluğun savaşına
Ölümsüzlüğün sonsuzluk savaşında kaybolacağız...
Takvimden düşecek yapraklar
Cemreler toprağa sırt vuracak
Günler uzayıp kısalacak da
Biz,biz hiç olup yolculuğa çıkacağız
Rotaya yön veren zifiri karanlıklar içinde...