Ezgim Oldun
Yorgundu, gözlerine değene dek gözlerim
Sonra,
Maziyi anımsadım ansızın;
/
Kaç kişide daha tekrarlanırdı ki bu tedrici ölüm ?
İyi bilirdim acıyı, iyi bilirsin.
Kaburgalarına oturur da insanın, bir nebze kımıldamaz.
Bir şarkı nakaratında akla gelen cinsten değil
Yemek pişmeyen, çay demlenmeyen bir ev gibi.
/
İçi boş, tarifsiz bir acı.
Biraz yara gibi, biraz gece.
Sahi saat çok mu geçti yaralarımdan konuşmak için ?
Ya da çok mu geçtim sana ?
Oysa gençtim!
Yapılası hatalara düşmek suç statüsüne alınmamalı.
/
Bilmem kaç satır daha lazımdı anlaşılan
Ufka batan dikenleri, acıtmadan çıkarmaya.
Yorgundu, ellerine değene dek ellerim.
Sonra,
Yandım!
/
Ki ben, Aralık'ta çiçek açan bir Çuha idim.
Yorgundum fakat;
Sen kadın!
Bir çocukluk ömrü daha bahşettin bana.
Tedirgindim fakat;
Sen kadın!
Ezgi'm oldun, bir şarkı daha duymaya tahammülüm yokken.
İncinmiştim fakat;
Sen kadın!
Öptün en acı'yanlarımı, umudu hatırlattın.
Sen kadın!
Gölge et gülüşlerime,
Bir ömür kal ömrümde.
/
Ki biliyorsun;
Hayat zaten bir acı kahve içimlik kadar.
Tut ellerimden.
Kırıldığımız yerden çiçeklenelim beraber.
Günebakalım,
Güle bakalım,
Gülmeye bakalım.