Falçata
on yedi yaşındayım
on yedi hey!
on yedi diyorum size
deli akar kanım
avazım
falso verir mermiye
ilişmeyin gölgeme
dikiş tutmaz falçatayım
korkutmaz beni ne şimşek şavkı, ne gök gürültüsü
ele avuca sığmaz kasırgayım
on yedi sene eskittim
şu öküzün boynuzundaki yalan dünyada
on yedi sene rüzgar ekip fırtına biçtim
Prometheus’un güneşten çaldığı bir avuç ateşim
şunun şurasında ne kaldı çağ açıp çağ kapatmama
İstanbul sevdalısı Fatih’im
on yedi yaşındayım!
sevdanın en kallavi harı ile kalayladım içimin metalini
nar-ı Beyza’dır döşüm
ister asın
ister vurun
peri padişahının kızındadır gözüm
yaban çiçeği gibi yarim
yılkı atlar gibi vahşi ve ürkek
buz çiçeğinin toprağa sarıldığı gibi sarılıyor bana
mor krizantemler gibi gövertip öpüyor öptüğü yeri
Allah kuran hakkı için sevdim
bir dikili ağacım olmasa da
gönlümün kuş sütü sofrasında ağırladım onu
yolunu yolum
izini izim bildim
vuruldum işte o gamzesi güzele
çatlamış nara and olsun
yar etmem onu kimselere
ya onun yoluna çifte su verilmiş kılıç gibi kırılırım
ya da alırım koynuma onu
kardelen gibi kardan fışkırırım